05 Şubat 2010 Cuma

[HAYALET Fanzin] Kültür-Sanat Yayını sizlerle, Teşekkürler.

Yayın;

Ona emeği geçenler sayesinde, güncel, sosyal, akademik yönlerden aldığı güçle, kendi/ortak yaşam alanlarındaki yaklaşımları farklı açılardan gözlemleyip, gerekirse yeniden tanımlayarak, kışkırtıcı/bireysel/özgün yaratımlar oluşturmak için, daha çok nefes aldırıcı biçimlendirmelere kalkışabilecek, özgür/bağımsız platformların oluşumunu amaçlıyor.

Serbest Çağrışım Grubu'nun genişleyebilecek bir yazar ağı sayesinde demokratik, katılımcı bir bakış açısıyla, yayına başlama kararı almasıyla şekillendi.

Öncelikle, çağdaş yaşamın kültür-sanat alanlarına disiplinlerüstü, bütünlükçü, eleştirel bir yaklaşımla ışık tutmayı hedefliyor.

Bu alanlara biraz gecikmeli ama oldukça kendiliğinden gelişen zorunlu bir gereksinimle, doğrudan ve içeriden katkı sağlamak olanaklarını genişletmek üzere doğdu.

Dergi kalitesiyle hazırlanmış olmasına karşın, ücretsiz yayımlanan bu yayın, bu alanlara bir türlü ilgi duyamayan okuyucularına da, görünmeyen, yeni sanılan ufukları, cesaretle biraz daha sorgulatarak, "görünür, anlaşılır, okunur, yeniden yaratılabilir" kılmaya doğru yöneliyor.

Grubun pratik çalışma alanı, ÇATI Dans * merkezli dostluklara dayandığından, yayının da zaten yıllar boyunca böylece şekillenmiş doğal, kolektif bir çabanın ürünü olduğu söylenebilir.
* www.catidans.org

Bu e-yayıncılık anlayışının son bir ayda hızla yön buluşunun altındaki gerçek ise, basit, girişimci birikimlerin sağladığı ön hazırlıkların neticesinde, bugünkü erişilen noktada oluşumun, hızla ilk meyvesini vermeye yönelik heyecanıyla doğmuş olmasından kaynaklanıyor.

Serbest Çağrışım Grubu, işte bu şekilde, ilk çalışmasını, Ocak ayı sonunda 60 renkli sayfada, ekrandan okunabilecek (yakında ayrıca basılıp çoğaltılabilecek) e-tarzda, HAYALET fanzin olarak siz okuyucularına, her ay sonu (30.1.2010 günüyle) dağıtmaya başlamış oluyor.

Okuyucu/yazar grubu:


Bu e-grup ise; yayına ait duyuru/dağıtım/reklam/forum için kuruldu. Sayfalarından bilgi alabilirsiniz. Ocak 2010 sayısı buradan yayımlanmıştır. (HAYALET-2010-Ocak.pdf)

Hayalet fanzine, sizde kolayca/hızla bu gruptan üye olabilirsiniz.
e-postanıza ekli bir mesajla her ayın 30’unda buradan gönderilecektir.
{Bakınız:Grup/syf/Dağıtım/Forum/Üyelik/Grup }*

(You received this message because you are subscribed to the Google Groups "hayaletlerim" group.) For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/hayaletlerimiz

Fanzinin sitesi (Yayın özetleri/Anahtarları):
Her sayıya katkı sağlayanlar, ayrıca geçmiş/gelecek tasarı halindeki içindekiler sayfaları, özet hali izlenilebilir. http://hayaletlerim.blogspot.com/

Yazara notlar:
{Bakınız: Grup/syf/Yazara Notlar } *

Hayalet Fanzin'de yayımlanmasını istediğiniz katkılarınızı bekliyoruz: hayaletlerim@gmail.com Katkılar, her ayın ilk haftası kabul edilir, geciken yazılar ise gelecek sayıda değerlendirilir. Hayalet Fanzin Dağıtım/Duyuru e-grubumuzdaki bu sayfalar yazarlara ön duyuru niteliği taşır. Aylık sayılarımıza yazı göndermek isteyenler aşağıdaki yolla yayın kuruluyla doğrudan iletişime geçmiş olacaklardır. *** Yazılarınızın ön inceleme sonucu ise size, 1 hafta içinde geri dönülecektir.

Hayalet Kültür-Sanat Fanzinine gösterdiğiniz ilgiye teşekkürler.
Serbest Çağrışım Grubu

* (Grup/syf "Sayfalar" kısmı) ; ** (Grup/dsy "Dosyalar" kısmı)
*** Yayın süreci: {Bakınız: Grup//Yazara Notlar} Yayının ay içi kopyası üzerinde, sayfa düzeninde yerini almış yazılar, yazar/hakemlerin görüşüne sunulur. Ayın son haftasına kadar düzeltmeler tamamlanır. Son hafta ise, yayında bütünlük sağlanacak şekilde, son yayın kararları alnır.
(To unsubscribe from this group, send email to hayaletlerimiz+unsubscribe@googlegroups.com )

19 Ocak 2010 Salı

En deneysel yıl - 2010'da bir e-yayıncılık girişimi

2010

Çatı Dansın temellendiği (HBDP) eksenlerden doğan bir e-Yayıncılık hareketi denemesi

"Hareket - Beden - Dans - Performans" (HBDP) üzerine yoğunlaşan, Çatı katılımcılarının not defterlerindeki ilk karalamalarla filizlenerek başlaması hayal edilen, henüz sadece kafalardaki bir e-dergi projesi artık gündeme getirilebilir mi, (yani bu olası mı) acaba? sorusuna yanıt arıyor şimdilik...

Tabi bunu da diğer çalışmalarımız gibi denemeden bilemezdik ve o yüzden işte artık emekleyerek bile olsa, büyük bir zevkle, açık bir platformda, birlikte deniyor olacağız...

Fikrin (5.ocak.2010) ilk belirgin şekilde e-postayla yayılıp paylaşılmaya açıldığı tarihten bu yana, sadece 13 tam gün geçti. Bu ilk asal süreçte geldiğimiz aşama ise henüz, sözel olurluluklardan öteye geçemedi belki de. Ama bu nedense, hiç moral bozmuyor. İlk gönüllü yazı bile, oldukça umut verici bir ufku aydınlatıyordu önümüzde... (CG'ye teşekkürler.)

(Ne de olsa) Öngörüler hayal kurmakla başlar.

(Belki de bu işin Don Kişotluğu da şimdilik bir kaç kişiye düşüyor,

konu olgunlaştıkça, elbet içimizden katılanlar hatta yayını devralmak isteyenler bile çıkacaktır.
Zaten bu gemi hep böyle yürümüştür, Çatı da...
Her gün kapıyı bir başka gönüllü açarak...)

Fısıltı gazetesi

25 Aralık 2009 Cuma

2010 yaklaşırken

2010 ve sonrası

İstanbul'un Avrupa kültür başkenti olmasının gururunu temsil etme görevine soyunuyoruz.
Gelecek yılın ve sonrasının öncekilerden daha iyi bir yönde farklılaşmış olmasını diliyorum.

Bunu, zaten sürdürebilir bir şekilde yıllardır hayal ettiğimiz bir gösteri sanatları ortamı için, bu güne kadar olduğu gibi, daha çok dayanışma ve işbirliği içinde kalarak, ortak akılla hareket etme yönünde sağlayabileceğimizi hepimiz biliyoruz.

Benim son olarak temennim sadece şudur;

Tarihsel ve içerik açısından gösterişe kaçmadan ve birbirini ezmeden (x) destekleyen organizasyonlar düzenlenmesi ve bunlarda sorumluluk almaya soyunan herkesin de;

2010 sonrasında da kalıcı teşekkürü hak edecek, var olanları sıçratacak, yaratılacak ortamları da sürdürülebilir kılacak yaklaşımlar geliştirmesi dileğiyle,


Hoş geldin 2010,
İyi ki varsın İstanbul,
Yaşasın kültür ve sanat.


Haberler

Bir çok varolan projenin çoktan 2010 açılışını yaptığına tanık oluyoruz. Hepsine yer veremiyorum belki ama, bunlardan kaçırılmaması gereken bir sergiden izlenimlerimi de paylaşmadan geçemedim:

http://gorselsanat.blogspot.com/2009/12/yuksel-arslan-retrospektifi.html

21 Ekim 2009 Çarşamba

Pina Bausch, Merce Cunningham - Filmler - iDans

Dans Tarihi

2009 yılı çağdaş dans gündemi veda ettiği ustalarıyla özel bir sonbahar yaşıyor.

iDans festivali kapsamında geçen hafta sonu 2 ünlü koreografa adanmış film gösterimleride, yakın dönem dans tarihini hafızalarımızda yeniden canlandırarak önemli bir uğurlamanın eksikliğini kapama çabasını yansıtıyordu.

* * *

(Pina Bausch)a özel ilk gösterim gününü kaçırmış oluşumdan ötürü çok üzgünüm.

Ancak (Merce Cunningham)a ayrılan ikinci gün gösterimleri, benim de bu açığımı bir ölçüde kapamamı sağlayabilmiş oldu.

C&C (Cunningham&Cage sanatçı dostluğu) oldukça önemli bir işbirliği örneğini yansıtıyor.
(Bunun farklı bir benzerine de Japonya'da rastlamıştık belki, değil mi ?) (Aslında bu tarihsel karşılaştırmalı analizleri yapmak gereği yüzünden gözlemimizi biraz daha derinleştirmek isteyebiliriz...)

C&C'nin uzun soluklu ortak geçmişlerinde, TV için hazıladıkları (video çekime uygun olarak tasarlanmış) "Points of Space" isimli eserlerinin yaratım sürecine tanık olduğum seyirlerden birinden sizlere kısaca söz edeceğim.

Bu video yapıtı; Merce Cunningham, John Cage v.d.nin işbirliği sayesinde, deneysel bir uyum arayışıyla geleneksel kalıpları aşabilen, tamamen özgün bir tarzda ve eşzamanlı bağımsız süreçlerde başlatılarak gerçekleştirilmiş ve (o dönemde eşine pek az rastladığımız, disiplin şövenizmine ve hiç egostanrik sürüklenme olmadan yaratılan akışın paylaşıldığı sanat yapıtlarının oluşturduğu kolektif denilebilecek çabaların) (koreografi-müzik-resim-kostüm) sahasında çağdaşlarına da öncülük etmiş (aynı zamanda gecikmesiz klasikleşebilmiş eserler veren) ustalarının eşsiz arayışlarındaki titizliği yansıtan tasarlarımlarını bir araya getirmiş olma gibi bir özelliği taşıyor.

Diğer yandan Cage'in yaşam alanı olarak ABD'yi seçişi, hatta Avrupayı neredeyse terk ederek bir NY caddesinde, hiç tekrarının olmadığını düşündüğü (kimileri için gürültü denilebilecek) trafik cehenneminin ses bombardımanı içinde, üstelik çiçeklerine bile sonsuz bir huzur içinde bakım yaptığı ve tam evi gibi hissettiğini vurguladığı o terasında kalarak çalışmalarını sürdürmüşlüğü belki, dönemin kaptalizm&sosyalizm karşıtlıklarının mekansal ve sanatçı kişiliğindeki yansımalarını da biraz olsun bize göstermekteydi.

(Japonya'da belki kuşaklar arası bağıda yansıtabilen diğer dostluğun izlerini sürmeyi ise, daha fazla sıkmamak için sadece meraklılarına bırakıyorum.)

İşte çağdaş dansın, video ile buluşarak yaygın kitlelere taşınmasını sağlayıcı (kaçınılmaz) tarihi serüveninde de, önemli bir sıçrama (belki tüketim) platformu sağlayabilecek bu gibi nitelikleri ile eser, bıraktığı nostaljik tadın ötesinde, hızla tüketilerek eskitilen "geçmişin ve bugünün" yeniden irdelenmesi olanağını bize sağlıyordu.

* * *

Tüm bunların yanında gerçekleşen film gösterimlerine etkinlik mekanı olarak destek veren Pera Müzesi de, son derece güzel restore edilerek hizmete sunulmuş görkemli tarihi binasında, eski İstanbul resimlerinin yer aldığı sergiyleriyle sizleri her zaman karşılamaya hazır olduğunu söylüyor... (http://gorselsanat.blogspot.com/) (http://istanbuluma.blogspot.com/)

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Su gibi bir yolculuk - Pina Bausch

Uğurlama

Çağımızın vazgeçilmezi Dans Tiyatrosunun en değerli yapı taşı ve tanıtıcısı olan ünlü koreograf, çok kısa bir zaman önce aramızdan ayrılmış olsa da; yerel kültürlerden seçtiği tatlı melodilerle ve seyircisini büyüleyecek derecede eşsiz bir uyuma kapı aralayan o çarpıcı sahne dekorlarıyla bizi içine aldığı atmosferi canlı kılan o rengarenk dansçılarının unutulamayacak performanslarıyla zenginleştirdiği eserlerinde özellikle, kadın-erkek ilişkilerine mizahi bakışıyla ve hayatımıza kattığı bütünsel o anlam zenginlikleriyle kalbimizin derinliklerindeki yerini hep koruyacaktır..

Sevgilerimizle..

KELEBEKLERİN ÖLÜM DANSI

Doğadaki yakın dostlarımızı anlamak üzere gözlem yapanlara:

Haber-Hürriyet


Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12057379.asp?gid=233

Başlık: SAKARYA'DA KELEBEKLERİN ÖLÜM DANSI

Her yıl temmuz ayının ikinci haftasında görülen söğüt kelebeklerinin dansını izleyenler adeta büyülendi. Güneşler Köprü Mahallesi’ndeki eski Sakarya Köprüsü’ne Sakarya Nehri boyunca uçarak gelen beyaz renkli milyonlarca söğüt kelebeği ‘ölüm uçuşu’ olarak adlandırılan uçuşlarının ardından köprü üzerindeki ışıkların etrafında toplandı.

Her yıl hava karardıktan sonra bugünlerde tekrarlanan bu müthiş doğa olayının ilk gecesinde kelebekler, ışıkların çevresinde saatlerce uçuştuktan sonra köprü üzerine düşerek ölmeye başladı. Nehir kenarında balık avlayan balıkçıların şaşkın bakışları arasında köprü üzerinde toplanan kelebeklerin ölüm görüntüsü, büyük bir ilgiyle izlendi. Ölü kelebekler, köprünün üzerinde bembeyaz bir görüntü oluşturdu, adeta kar görüntüsünü andırdı.

Her yıl tekrarlanan bu doğa olayının nedeni bilinmiyor. Kelebeklerin ölüm dansının birkaç gece daha tekrarlanması bekleniyor.

15 Haziran 2009 Pazartesi

Gösteri Toplumu - Guy Debord

Kitap tanıtımı ve yorum özeti

Kaynak
: Virgül, 2009, Ocak

Kitap
: Gösteri Toplumu, Guy Debord, çev. Ayşen Ekmekçi, 2006, 256s., Ayrıntı

Anahtar kelimeler
: Modern kitle turizmi, Sürüklenme, Saptırma, Yabancılaştırmalar toplumu, Mal fetişizmi kuramı

Dergideki makaleden "Kendi hakikatine yabancılaşmış toplumun tarihsel anına tanıklık eden gösteri gerçeğin zamansal kullanımından başka bir şey değildir." yorumu, gösteri sanatlarının [4] [6] yaşayışında ve aslında İstanbul'da son dönem iDans etkinliklerinde [6] "zaman" temasının da konu edilişindende anlaşılabileceği gibi, göze çarpan farklı benzer yansımalarla (eserin tartışılmaz güncelliğine paralel) büyük bir önem taşımaktadır.

Konuya yer verilecek ana site:

http://felsefemiz.blogspot.com/2009/06/gosteri-toplumu-guy-debord.html

Artık bu tür kitap (ve yayın) yorum ve özetleri hk.daki duyurular sadece şu siteden yapılacaktır.
http://kitapokuma.blogspot.com/
Burada bu tür duyurulara daha az yer verilmesi tercih edileceğinden, zaman zaman her türlü yönlendirmeler için, site rehberinize başvurabilirsiniz.
http://kitapokuma.blogspot.com/2008/05/yaz-arivinde-gezintiler.html

11 Haziran 2009 Perşembe

Transit - İstanbul

Festival

Uluslararası katılımlarla renkli simaları ağırlayan festival, doğaçlama müziğin eşliği ile farklı boyutlarda vücut bulan çağdaş doğaçlama dansın görünümlerine kapı aralayarak, İstanbul'un tarihi mekanlarda ki çok kültürlü mimari atmosferin içersinde haftalık seyri boyunca çalışılıp, Tütün Deposunda sahnelendiği dün geceki kapanış gösterisiyle bir yolculuğunu daha tamamlayarak Kapadokya'ya doğru aramızdan ayrılırken, anılarımızda unutulmayacak yerini yeniden almış oldu.

The 4th edition of the Transit Festival will take place between the 1st and the 18th of July

WORKSHOPS

Instant composition
music & dance
Barre Phillips and Julyen Hamilton
1 > 8 July


Residency workshop
specific site: Cappadoccia
Yanaël Plumet
10 > 17 July

performances, panels, jams...

DETAILED INFOS ON WEBSITE

www.transit-istanbul.org

Carmesim - Sezen Tonguz


Sezen Portekiz'deki yaşantısını sürdürürken, geçici bir tatil için yine aramızda ve
dün bizlerle paylaştığı ilginç çalışmada hem eğlendirdi hem de düşündürdü.
Bu vesileyle Çatı'ya sizleri de bekleriz.

" Dün akşam grup dinamikleriyle desteklenip sürdürülen, -kişisel eşyalarımızla olan ilişkilerimizin sunumu-nu yaptığımzda çalışmada, kendimize ait bir çok arka planla birlikte, böylesine kolay bir şekilde, doğala oldukça yakın gelişebilen ifadelerimizin bile, nasıl oluyor da yarı-performatif kurgusal bir gerçeklikle akabiliyor olduğuna tanık olduk. "

Teşekkürler, Sezen.

13 Haziran Cumartesi
20.30
Video Gösterimi: Composição com Nu e Vermelho (20')
Gösteri: Carmesim (20')

Carmesim*


Koreografi ve dans: Sezen Tonguz


"Kadın mı yoksa bir yaratık mı? İyi mi yoksa kötü bir yaratık mı? Yüzde kaçı insan ya da yüzde kaçı hayvan? Eğer bir yaratıksa nasıl ses çıkarırdı? En sevdiği yiyecek hangisi?"




Sezen Tonguz, 1981'de Balıkesir'de doğdu. Hareket ve bedenle ilişkisi 7 yaşında lisanslı jimnastikçi olarak başladı. Sahne sanatlarıyla amatör olarak 2000'de İ.T.Ü. Oyuncuları ile Çevre Mühendisliği eğitimi sırasında tanıştı. 2002 yılından itibaren Çatı Dans Stüdyosu'nda devamlı olarak takip ettiği dans dersleri ve atölyelerin yanı sıra birçok dansçı ve koreografla farklı teknikler üzerine çalıştı. Şubat 2008'den beri Forum Dança'da (Lizbon, Portekiz) Koreografi Yaratım ve Dans Araştırma Eğitim Programı'nda (PEPCC) Julyen Hamilton, João Fiadeiro, Loic Touzé, Vera Mantero, Deborah Hay, Lisa Nelson, Emmanuelle Huynh gibi sanatçılarla çalışmalarına devam etmektedir.


"Carmesim" PEPCC programı dâhilinde repertuar projesi kapsamında Mart-Mayıs 2009 arasında geliştirildi. Margarida Bettencourt'un ilk olarak 1993 yılında sahneye koyduğu "Composição com Nu e Vermelho" adlı orijinal solo eser üzerinden koreografın danışmanlığında kavramsal yaratım süreci ve hareket araştırmasını içeren 2,5 aylık çalışmanın sonunda ortaya çıktı.

*Portekizce “carmesim”, Türkçe “kırmızı” kelimesinin okunuşuna çok yakın olmakla birlikte; etimolojik kökeni Sanskritçe’ye dayanmaktadır. Kermes ilicis türü kırmızı bir böceğin dişisinden yapılan boyanın rengini belirtmek için kullanılmıştır.

05 Haziran 2009 Cuma

Sosyal Bilimler ile Felsefenin Dansı

Kitap

"Yazın boş kalmayalım"

Bu hatırlatmanın esin kaynağı, bazı kitap önerilerini bulabileceğiniz özet-yorumsal okuma alanımız:

Siz de benim gibi şimdi "Alanlar arası geçiş ve karşılaştırma yapma zamanı" derseniz;
http://kitapokuma.blogspot.com/2009/06/sosyal-bilimler-ile-felsefenin-dans.html
okuyabileceğiniz kitapları burada bulabilirsiniz.

(iDans, ÇGSG v.b.) panel ve konferanslara olabilecek ilgiyi arttırma yolu, belki de buradan geçmektedir.

Öneri, özet ve paylaşımlarınızı beklerim.

04 Haziran 2009 Perşembe

Sayısal göstergeler- 2009/5 (Blog)

Yaz tatili sonrası sonbahardaki iDans buluşmalarıyla birlikte sizlerle olmayı sürdüreceğiz.
İlginize teşekkürler, iyi tatiller...

Sayısal göstergeler- 2009/5 (Blog)

2 yıllık sayısal verilerin harmonize olduğu bu sitede, (sağ üstte) son aylardaki 500 ziyaretçiden hareketle göstergeler sunulmuştur.

Ziyaret süreleri

Uzun ziyaretlerin (51) süresel dağılımı (30 sn- >1 saat) yukardaki (dairesel) grafikteki gibidir. Tablosu ise hemen aşağıdadır.


Visit Length
drill down125Less than 5 secs
drill down6From 5 secs to 30 secs
drill down25From 30 secs to 5 mins
drill down14From 5 mins to 20 mins
drill down1From 20 mins to an hour
drill down11Longer than an hour

22 Sürekli okuyucuların tekrarlı (1-10+) ziyaretleri ise son aylarda aşağıdaki gibi dağılmaktadır.
Returning Visits



drill down172First Time Visits
drill down171-5 Returning Visits
drill down35-10 Returning Visits
drill down210+ Returning Visits

(Blog) Site Uluslararası izlenirlik açısından bakıldığında ise, aşağıdaki 3 kıtadaki 11 ülkeden okuyucu bulabilmiştir.


Num Perc. Country Name
drill down47294.59%TurkeyTurkey
drill down61.20%GermanyGermany
drill down51.00%United StatesUnited States
drill down40.80%United KingdomUnited Kingdom
drill down40.80%SlovakiaSlovakia
drill down20.40%PortugalPortugal
drill down20.40%CanadaCanada
drill down10.20%Russian FederationRussian Federation
drill down10.20%IndonesiaIndonesia
drill down10.20%ItalyItaly
drill down10.20%NigeriaNigeria

03 Haziran 2009 Çarşamba

Konser - Annika Krump, Palma Kunkel

Konser / iDans-9

Şiir, Opera, Ses, Yerleştirme, Kukla, Canlı Müzik, Düet, Özgün Çalgılar, Kostüm

İçimizdeki çocuğa doğru unutulmayacak bir yolculukta,
Eşssiz bir ses ile iç duvarlarımızda yankılanarak çınlayan
geçmiş zamanlara doğru yönelen uçsuz bucaksız çağrılar,
Şiirsel metnin performatif akışında kakakalışlar,
Elimize tutuşturulan bir kaç ip yumağı sayesinde aramızda dolaşırken, birbirimizle yeniden kurduğumuz o bağlar..

Yeniden Teşekkürler, iDans

Paris, Possible - Eleonore Didier

Fotoğrafik Performans / iDans-9

Yerleştirmeler

Fotoğrafik performansın durgun akan seyrinde (merdiven, kutular, kamera gibi) sahneye yapılan yerleştirmelerle bedeni ilişkilerin kurulmasına ağırlık verilmiş ve bu ilişkilerde yaratılan anları derinlemesine açan farklı bedensel yerleştirmeler esnasında nesne kullanımlarıyla sürekli göç eden bedenin taşınımlarını ve mekanlardaki neredeyse anlık geçiciliğin onun üzerindeki etkilerini derin duygularla seyircinin hayal dünyasında yaşatmayı başaran bir çalışma.

Dance Without Bodies - Koosil-Ja

Performans / iDans-9

Teknoloji, Beden, Video, Canlı Müzik

Modern dünyanın güncel yarışını hiç aratmayan skor yaklaşımlı çalışmada, haliyle teknoloji kullanımı da hiç ihmal edilmemiş.
Dansçılarn algılarıyla birlikte seyirciyi de zorlayan yanlar, aslında bir merak uyandırmanın çok gerisinde kalışıyla hatta bazen, çok aşırıya kaçan yüksek tonlu müzik kullanımlarıyla sanki esere özgü alt yapıdan çok kaybolan anlam dünyalarımıza dair belirleyici bir sinir tahribatını işaret ediyordu.

01 Haziran 2009 Pazartesi

Radiodance - Iguan Dance Theater

Performans / iDans-9

Masalsı Sözel Anlatım, Dans, Yerleştirme, Işık

Masalsı sözel bir açılışa hareketle kazandırılan büyüleyici etkinin artarak ve beden değiştirerek sürmesi ve ardından, yavaş yavaş kadın-erkek ilişkisinin ekseninde gelişip ötesine geçişin naciz tiyatral görünümlerine dair nefis bir düet.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Atölye - Çıplakayaklar

Haber-Atölye-Mektup

ÇIPLAK AYAKLAR'LA 12 GUN

Bedeniyle daha samimi olmak isteyenler!
Dans ile profesyonel olarak ilgilenmek isteyenler!
Konservatuara girmek isteyenler!
Çıplak Ayaklar'la daha fazla zaman geçirmek isteyenler!
Bir ifade dili olarak çağdaş dansı merak edenler!
Hayatlarında dansın - hareketin daha fazla yer kaplamasını isteyenler!

Bugüne kadar Çıplak Ayaklar Kumpanyası üyeleri farklı yerlerde bağımsız olarak dersler verirken, kendi bünyesinde de “ Phd Çıplak Ayaklar “, “İstanbul Dans Festivali” ve “Çıplak Ayaklar Yaz Kampı”nı düzenledi. Şimdi de kuruluşundan altı yıl sonra kendi stüdyosunda yoğunlaştırılmış bir dans atölyesi yapmayı hayal ediyor.
Çıplak Ayaklar bu atölye ile dansını, mekanını, felsefesini paylaşmayı hedeflerken dansa ve harekete de yeni bireyler kazandırmayı amaçlıyor. Beraber denemeyi, beraber 12 günlük bir yolculuğa çıkmayı hedefliyor .
5-17 Haziran tarihleri arasında olacak 12 günlük atölye toplam 36 saatlik bir programı kapsıyor. Hafta içleri 17:00-20:30 hafta sonları 16:00-19:30 arası olacak olan çalışmalarda; Çağdaş dans tekniği, klasik bale, doğaçlama, kompozisyon ve kondisyon - streaching atölyeleri olacak.

Atölyelerdeki Çıplak Ayaklar'ın niyetleri ise şöyle:

Kondisyon-streaching çalışmaları bir “alet” olarak bedeninin kapasitesini ve potansiyelini arttırmayı hedefler. Yapılacak olan çalışmalar dayanıklılık, esneklik ve kuvvet artırma egzersizleri içerir. Hedef dans ederken olabildiğince az engelle karşılaşıp herhangi bir sakatlığa karşı da önlem alma yolları önermektir.

Dans tekniği çalışmaları (bale ve çağdaş dans tekniği) birbirinden farklı, alışık oldugumuz yada olmadıgımız biçimde hareket etme yöntemlerini yeni bir dille önerir. Vücut koordinasyonunu geliştirmeyi ve bedenin işleyişini kavramayı hedefler. Böylece hareketin sınırları, bedeni yönetme becerisi ve bedene hakim olma kavramları sorgulanır.

Doğaçlama çalışmalarında, teknik derslerin aksine, bedenin hakimiyetine izin vererek zihni bir yönetici yada denetleyici olarak değil, harekete - duyulara tanıklık eden olarak konumlamaya çalışılır. Belli oyun ya da çağrışımlar (imajlar) yoluyla yapılacak olan dersler riski, eğlenceyi, keşifi öncelikli tutar.

Kompozisyon çalışmaları “dansı”, bir ifade şekli olarak kullanma yöntemleri önerir. Kişinin hayal gücünü ve özgünlüğünü, (göz ardı edilemeyecek mekan-zaman-kurgu elementleriyle), sorgulaması, denemesi ve öğrenmesi hedeflenir. Hareket dilinin neleri barındırdığı ve alışık olmadığımız seçenekleri fark ettirmeyi hedefler.
Çıplak Ayaklar'la 12 Gün’e katılmak isteyenler!!

Ön kayıtlarını ciplakayaklar@gmail.com adresinden yapabilirler. Toplam 36 saatlik katılım ücreti 450 TL'dir. Katılım sınırlı olduğundan atölyeye katılmak isteyenlerin 2 Haziran'a kadar ön kayıt yaptırmaları gerekmektedir... “Çıplak Ayaklar'la 12 Gün” , 5 - 17 Haziran 2009 tarihleri arasında “Çıplak Ayaklar Südyosu”nda gerçekleşecektir.

Çıplak Ayaklar Stüdyosu
Çukur Cuma cad. No:6 Dükkan:3
Beyoğlu, Tophane / iSTANBUL
Tel: (0212) 252 3013

Daha ayrıntılı bilgi ve detaylı program için
www.ciplakayaklar.com

21 Mayıs 2009 Perşembe

Mehmet Sander Dans Topluluğu

Video

Her zaman yeteri kadar farkedemediklerimizi ya da bir türlü bir arada bulamadıklarımızı deneyimleme ve tanık olmak fırsatı yarattığı için teşekkürler:

  • Fizik(Ağırlık, Yerçekimi, Düşme, Hız, Zaman),
  • Matematik (Geometri, Koreografi)
  • Sosyal (Cinsiyetsizlik, Kişisel Duruş, Grup bilinci, Farkındalık),
  • Felsefe (Gösteri Sanatları, Bildiri-21 yaşla gelen Manifestosu-),
  • Beden(Dayanıklılık, Anatomi, Risk)
  • Tasarım (Dekor, Işık)

Mehmet SANDER'in dansta yaratım sürecini özetleyen ifadeleri:

"Seneler içinde yaptığım şey dansta saf olmadığını hissettiğim her şeyi elemekti. Çok temel, çok basit ve tamamen soyut bir dil bulmak istiyordum. Bunun üzerine oturup "dans nedir?" diye düşündüm. En basit anlamda, dans hareket sanatıdır. Hareket ise bedenlerin uzamda, fizik ve yerçekimleri kanunlarına boyun eğerek hız kazanmasıdır. Ben çok derinlerde temel bir gerçekliğe dokunan, daha önce yapılmamış hareketler yapmak istiyorum"

"Hayatta sınırlar olmadığını ispatlamak... Çünkü sınırlar ne kadar zorlanırsa, o kadar da genişliyorlar."

Speaking Dance - J.Burrows&M.Fargion

Disiplinlerarası Performans / iDans-9

Sözcüklerin müzikalitesini kullanarak konuşma diliyle müzik yapan ikili, ayrıca a/simetrik uyumlu zaman ve beden kullanımlarıyla ilgi çekerken, ince mizah duygularıyla da seyirciye işleyen keşif alanları inşa ettiler.


18 Mayıs 2009 Pazartesi

The Continuum:.. - Ong Keng Sen

Belgesel Performans, Kukla, Gölge, Video, Yerel Dans, Canlı Müzik / iDans-9

"The Continuum: Beyond The Killing Field"

Kamboçya'nın tarihinden bir kesite doğru gösteride de yer alan (76 yaşında) bir dansçının hayatı üzerinden yer yer söyleşiye dönüştürülmüş yapısıyla, canlı ve uzun bir yolculuk yapma olanağı tanıyan performans, bu belgesel niteliği ile bizi de karşılamış oldu.

While We were..- Ivana Müller

Performans / iDans-9

"While We Were holding It Together
"

Hareketsizlik iyice moda olmaya başlamak üzere!

Metnin; farklı karakterlerin temsili bedenleri üzerinde dillendirildiği durgun ama, seyircinin hayal gücünü son derece güçlü bir şekilde etkileyebilen ve aynı zamanda, yapıcı bir biçimde zorlayarak onda değişim yaratabilen, yer yer müzikal gürültülü çağrışımlarında bu akışa katıldığı bir parçaya tanık olmak; biraz öngörülebilirliklerinin zengin olamayışı açısından sınırlılık taşısa da, zor ve sıkıcı gelebilecek bir postüral durgunluk sergilemesine karşın, oyuncuları sayesinde olağanüstü keyifle gerçekleştirilebilmiş bir performans olmasını sağlayan, üstün ve belirgin bir grup uyumunun var edilebilmesinden ötürü, bu kadar anlatımsal (hikayesel) didaktik olan bir çalışmayı, ilginç bir şekilde çok sıkmadan sunulabilir kılmış. Tebrikler.

Konferanslar-2.gün

Sunumlar ve Geçici Koalisyonlar

Kavramlaştırmanın yoğunlaşarak görsellikle paralel akıcı bir şekilde sunulduğu "Zamanın yeni ontolojisi" sunumunun (mümkünse) kayıtlardan yeniden izlenilmesi önerilir.

Geçen seneki konferansların kitabı (Solo) şu an satışa sunulmuş gözüküyor. Tebrikler.
Yayına hazırlama zorluklarıyla 1 sene geçtikten sonra, hafızamızda birazda soğumuş Solo temasının yeniden yeşer-til-mesi iyi oldu. Kollektif üretkenliğimizi teşvik için konferanstaki kayıtların veya konuşmaların CD'sinin de (sonradan gelecek yayının yanısıra) (iDans festivali bitmeden) şimdiden satışa çıkarılabilmesi daha yerinde olacaktır.

Bunca temmenniler silsilesine, kim ne kadar katkı sağlarsa, o kişilere şimdilik o kadar ama zamanla daha da çoğalacak teşekkürü bir borç bilirim.

Gelelim konferansların faydasına!
Koalisyonları yürütmenin zorluklarına hepimiz aşinayız.
Farklı alanlarda (aşırı yorumcu olup) kaybolmadan, (davetli konuşmacı ve katılımcı) herkesin kendi alanından sağlayacağı katkılarla (yılda bir gelenekselleşerek) belirginleşen bu buluşma dinamikleri, hepimiz için entellektüel açıdan oldukça doyurucu olmaya başlıyor.

Görsel dilin tek başına yetersiz kaldığı bu tür paylaşım alanlarını (yine bu seferki gibi) ıssız bırakmak yerine, herkes (özellikle koreograf, akademisyen ve düşünürler) açısından (yeniden) keşfedilmeye oldukça değer buluyorum.

Dans öğrencilerinin ise, hiç çaba harcamadan bu kadar yakınlarına gelmiş böylesi bir ortama uğramayışlarına artık çok şaşırmıyorum. Aslında okulların ön ayak olması beklenen bu tür (yarı-) akademik etkinliklere bile, bu denli uzak ve etkisiz kalışlar, artık yeniden yapılanmalara açılmak zorunda kaldıklarını apaçık gösteriyor sanırım.

Çağdaş Dansın ülkemizdeki seyrine farklı kurumsal, akademik, bireysel paydaşların katkısının ne denli sınırlı kaldığını, yıllardır bu kadar yakından görüp izledikçe ve onun gelişimini sağlayıcı gerçek (maddi ve manevi) gücün yine ve çoğunlukla seyirciden gelmesine yönelik bekleyişler, varolan ataletin farklı boyutlarının yeniden kavranılmasına yol açması ümidi ve 2009 baharı geçmeden üzerine düşünülmesi dileğiyle,

İyi seyirler...

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Konferanslar-1.gün

Metinler ve Söylemler

Farklı çalışmalar ve onları hazırlayan itici güçlerin incelendiği arka planlar hakkında bilmek ya da izlemek isteyebilecekleriniz, ancak bu etkinliklere göstereceğiniz taleple giderilebilir(di). Bu nedense, henüz arzu edilen kıvama ulaşılabilmiş değil. Geçen seneki konferanslara Boğaziçi Üniversitesinin ev sahipliğini üstlenişinden bu yana, sadece biraz daha kıpırdanışlar olabilmesini dilemekle yetinmek durumunda bırakılıyoruz.

Ayrıca İstanbul Modern müzesi, 2 tam günlük uzun maratonun ara boşluklarında, sanatsal enerjinin odaklanışının güçlü olduğu ve ilgimizi çeken yer yer felsefi dinleti akışını da destekleyici haliyle nefes aldıran bir ortam olmasıyla daha yerinde bir tercih olmuş gibi.

Yarın belki daha kalabalık oluruz.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Kolektif anlayış - Deleuze (Beden fels.)

Bilgilendirim

Her yıl mayısta düzenlenen ve iDans ile çakışmasına karşın izlemeye çalıştığım, felsefe etkinlikleri bitti. 60'lı yılların yeniden okunması gereken Fransız filozoflarından Deleuze üzerine okuma ve yorumları içeren bu sitenin, Çağdaş Dansa ve oluşan kollektiflerimize ışık tutan güçlü düşünsel açılımlar getireceğinden son derece eminim, o yüzden şimdilik şu alıntıları israrla paylaşmak isterim.

"Deleuze ve Guattari’nin kuramsal çerçevesi, örgütsel faaliyeti öznenin birey veya örgüt temelli olduğu bir çerçeveden kurtarmış ve bunları birer araç veya çıktı biçiminde incelemekle de örgütsel faaliyete asıl temel teşkil eden süreç ve mekanizmaları özne konumuna getirmiştir."
Faruk Baştürk sunumundan yapılan alıntılarla oluşumlara tanınacak olanaklar yine şöyle özetlenmektedir:

" ..yaratıcı düşüncenin ancak sistematik olmayan bireysel ve örgütsel kaçış çizgilerinde gerçekleşebildiğine.. "

" .. hiyerarşi, departman, prosedür gibi arzu ve potansiyelleri sınırlandıran yapıların ortadan kaldırılması ve bireyleri evrensel eşitlik biçimlerinden kurtararak farklı iş ve yaşam biçimleri geliştirmelerine izin verecek ölçüde yatay bir zeminde düzenlenmeleri gerekmektedir. "

Bilindiği gibi Deleuze, ".. bilinçli varoluş ve temsil şemaları karşısında bedene ve onun güçlerine ayrıcalık tanıyan bir yaşama felsefesi ya da arzu politikasının savu­nuculuğunu yapmıştır."

Daha ayrıntılı okumalar için: http://felsefemiz.blogspot.com/ sizi beklemektedir.

Teşekkür - Performans Günlükleri, iDans ve Oluşumlar


Performans Günlükleri

Çağdaş Dansa yönelik (14 yıllık eylemsel) ilgiyle yeşerip, yorum ve anlatımlarla oluşan arşiv (kavramsal, olgusal, göstergesel) niteliği taşıyan siteye gösterdiğiniz ilgiden * dolayı öncelikle teşekkür etmek isterim.

(* Okuyucu sayısal göstergeleri:
Günlük 10-70, Haftalık 40-150-250, Aylık 200-600, (resimli) Çeyrek 500-1000 "geri dönüşlü 100", Yıllık 3000)

Seyredilen gösterilerden hareketle başlayan bu (deneyimsel öznel bakışlı) monologların zamanla, ortak bir forum oluşumuna doğru yönelebilmesini dilerim. Bu tür kollektif projeleri düşleyip dururken, gerçekleşen başka oluşumlardanda zaman zaman oldukça etkilenebiliyor ve onlarıda aşağıdaki gibi desteklemeye özenle çaba sarfediyorum.

Kusurlarımız af ola..

iDans


Aydın Silier ve Gurur Ertem'in girişimciliği ile Çağdaş Dansın İstanbul'da düzenli yıllık etkinlikler dizisi ** haline dönüşen iDans (gecikilmiş atılımlara önderliği ile) bir uluslararası oluşum niteliği taşıyor.

**
http://idansfestival.blogspot.com/
http://idans.info

DansCamera
Bu sene 2. düzenlenecek olan ve merak uyandıran çeşitlilikleriyle Dans videoları üzerinden yapılanan festival de dünyaya açılan başka bir penceremiz. Girişimciliğin başka bir örneği.***

http://www.dancecamera-istanbul.blogspot.com/
*** http://www.onurtopalsumer.blogspot.com/

Amber
Teknoloji ile gösteri sanatlarının İstanbul'daki buluşma noktalarından ve yine disiplinlerarası ilgi çeken festival organizasyonlarından sadece biri...

AMBER - Body-Process Arts Association

Tezgah


Başka bir atılımda, Çağdaş Dans konusunda görsel sunuş yapan konuk koreograflarla sohbetler şeklinde Ayşe Orhon öncülüğünde başlatılan ve ara ara İdil Kemer'in katkılarıyla göz dolduran, düzenli aylık programıyla **** açılımlarını sürdürüyor.

Dans tarihinden derlenen farklı akımlara öncülük etmiş koreograf ve dans gruplarının gösterileriyle ve bazı çalışmalarına yer veren videolar üzerinden besleyen, seyir ve yüzyüze tartışma ortamının zemini olma yolunda, son 6 aydır sizlerle birlikte.

**** http://izlekdefteri.wordpress.com/

Oluşumlar

Bagimsiz Bulten - IIndependent Bulletin
Gösteri sanatlarına yönelik ciddi ve sürdürülebilir kollektif temsilleri ve bir aradalıkları getirmesini beklediğimiz yapılanmalar..

Çağdaş Dansın Aktörleri
(Bazı) Yazar, Sanatçı, Grup, Kurum, Festival Organizasyonu, Dernek, Mekan ve Oluşumlar


Bu liste yeni eklentilere açık ve erişim-leriyle yapılandırılma aşamasındadır!

Katkı sağlayıcı görüş ve önerilerinizi beklerim.

Okul:

Kurum ve Topluluk:
Eğitmen, Koreograf Sanatçı ve Topluluğu: Eğitmen, Koreograf Sanatçı:

Grup:

Sanatçı: Misafir Sanatçı:

Festival Organizasyonu: Dernek, Vakıf:
Mekan:
Sahne:
Oluşum:
Konferans, Kongre:
Kitap:
  • Kuram ve Pratik
  • Konferanslar (Solo)
Eleştiri: Site:

Yabancı sitelerden örnekler:

12 Mayıs 2009 Salı

Double Bill - Deufert+Plischke

Video, Yerleştirme, Hareket, Metin ve Okumalar, Işık, Etkileşim / iDans-9

Sanatçılar çağdaş dans arenasına çıkışlarında, atılması gereken adımları daha bir biyografik kökenleriyle açığa vurur oluyorlar son yıllarda. Bu samimi hava, günümüz popüler kültürüne karşı duyarsızlaşan insanımıza doğru uzanan dürüst bir el niteliği taşıyor ve sanatçı da o insanın yanında her zamanki gibi yerini almaya hazır olan yanıyla derin bir saygıyı çoktan hak etmiş oluyor.

Zaman geriye akıp, bugünkü kimliğe bürünüşün izlerini taşıyor seyirciye..
Bambaşka olgusal gerçekler üzerinden kendilerine özgü bağlantıları yakalayarak, kaçınılmaz bir bütünlüğe kavuşturan diller kuruyorlar kendi işlerinde, ilginç bir şekilde.

(Metin ve diğer yazılar için:
http://idansfestival.blogspot.com/2009/03/program-idans-2-may-2009.html

Baharın bu güzel akşamlarında aramızda sizleri görememiş olmak büyük kayıp!
Neyse ki, neredeyse ay boyunca her akşam sunulacak alternatifler çok yine.
Aramıza bekleriz efendim.

Blue Remix - Yann Marussich

Performans / iDans-9

Dün akşam, bir insan bedeni üzerine odaklandık ve uzun bir süre, görsel algımız dehşet verici bir merakla açılmayı sürdürdü.

Günümüzün tüketim kalıpları (ve biyokimyasal bombardıman içinde) farketmeden kala kalmış olan bedenimizin, çokta kendine özgü olamadan izlemek zorunda kaldığı yaşam çizgisini seyre koyuluyor gibiydi insan... hem de kendisinin tüm çaresiz donukluğunu görerek, ara ara da soluksuz bir şekilde kalarak...

(Bu eserler böyle! Televizyon seyretmeye benzemiyor tabi. Sizi acımasız akıp giden yaşama -savaşa- davet ediyor adeta.)

Eserin derinlemesine araştırması yapılacak olursa, ayrıntılı önbilgi için tüm internet kaynakları sizi bekliyor. http://www.yannmarussich.ch/?m1=7

Ayrıntılar:
Dikkat edin, performansta kullanılan Klein mavisi mucidinin ismini taşıyan başka bir yolculuğa götürebilir sizleri! Bu tek rengin (Yeni Gerçekçi Akım Fransız) ressamı maddesiz duygu yoğunluğunun timsalini patentlemekle kalmamış, tek notalı müziğinide yapmış, aslında bunu da ağdan dinleyebilirsiniz. (Orkestrayı yöneten şefin duruşuda bu kadar bilgiye karşın bizi şaşırtabiliyor!)

Marussich eserin oluşumu için resim kaynaklı çıkış noktalarında durduğu kadar gelişiminde de bilim adamlarıyla uzun süre çalışabilen özelliklere sahip olması ile gösteri sanatlarının disiplinler arası bir aktörü görünümünde..

Sanatın ve bilimin eskiyen kalıpları böylesine yerinde bakış açılarıyla kırılabildikçe, başka çarpıcı buluşmaların da gerçekleşebileceğini hayal edebiliyoruz, böylece yeni alanlarla zenginleşecek dünyamıza doğaya saygılı bir insan bırakmak dileğiyle, araştırmayı sürdürme hevesimiz ve heyacanımız artıyor..

İyi ki festival var. Böylesi bir performansı izlemek, her zaman o kadar kolay olmuyor malum, meraklılar meraksızlara çıtlatsın.

*
18.5.2009:

Daha enerjetik ve teknik bir mecradan bakarak acımasız eleştiriler yapmaya gerek var mı, bilemiyorum..

Seyircisinde bıraktığı hisler hangi açıdan önemli?

Herşeyi doğrudan yaşamak zorunda değiliz, zaten bu mümkün de değil, yaşamadan da gerçeği görebilecek algı ve his kapasitesine ulaşabiliriz.

Performansların samimi ve seyirciyi aldatmaması istenebilir. Ama tamamiyle gerçekle örtüşmesi her seyrici tarafından hala bekleniliyor mu, bilemem?

Zamanında ve belki hala, bazı şok edici gerçek performanslar olmuştur.
Ama artık bence bu tür seçimler, ilerleyen bilimsel bilgiler ve teknolojilerin çoktan gölgesinde kalmış durumda, yani artık seyircinin seçici olması gereken algısına bırakılmış bir kandırmaca bile, performatif bir tercih olarak önümüze sunulabilir durumda, yerseniz..

05 Mayıs 2009 Salı

Ahırkapı Şenlikleri

Haber
Kültürel zenginlikleri (her baharı) kutlama (
buluşma) alanı

İstanbul'un tarihi-kültürel çok bileşenli toplumsal yapısının dansa akan enerjisi ile buluşmak isteyenlerin, her yıl (Sultanahmet'e çok yakın bir semt olan) Ahırkapı'da gerçekleşen şenlikleri bekleyip kaçırmayacağı kesindir ama, yine de ben hatırlatmak istedim, bu akşam oradayız..

http://istanbuluma.blogspot.com/2009/05/ahrkap-deneyimleri.html

Bu vesile ile herkesin (geçen) Dünya Dans gününü de yerel bağlamda unutmadan kutlamak isterim.

28 Nisan 2009 Salı

Festival yeniden başlıyor.

Haber


iDANS Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali’nin ikincisi 6 Mayıs - 3 Haziran arasında gerçekleşecek. Bu sezon ‘zaman’ kavramı üzerine yoğunlaşan festivalin konukları arasında Jonathan Burrows & Matteo Fargion, Thierry de Mey, Michèle-Anne de Mey, Olga de Soto, deufert + plischke, Ivana Müller, Virgilio Sieni, Theatre Works/Ong Keng Sen, Trio Cérès, Palma Kunkel, Juan Dominguez, Iguan Dance Theater, Walid Raad, Eléonore Didier, Andrea Bozić, Yann Marussich, Lydia Schulze Heuling ve Koosil-Ja yer alıyor.

Bu yıl 22-24 Mayıs arasında ‘zaman’ kavramı çerçevesinde yeni eserlerini sergileyecek yerel sanatçılara özel bir programımız var: Yerel Saat bünyesinde Hareket Atölyesi, Taldans, Mehmet Sander ve daha birçok koreograf yer alacak.

Sunum ve sunum/performanslar içeren konferans, 16-17 Mayıs 2009 tarihlerinde İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde gerçekleşecek. Konferansa katılan uluslararası araştırmacı, sanatçı, yazar, dramaturg ve akademisyen arasında Rudi Laermans, Myriam van Imschoot, Velimir Abramovic, Christophe Wavelet, Geisha Fontaine, Adrien Heathfield, Ivan Pravdic, Teoman Turgut, Hilmi Yavuz, Boyan Manchev ve Janez Janša sayılabilir. Ayrıca konferans bildirleri Ekim 2009’da piyasaya sürülmek üzere kitaplaştırılacak.

İlişikte festival ve konferans programlarını bulabilirsiniz. Web sitemizi (www.idans.info) takip ederseniz en yeni gelişmelerden de haberdar olabilirsiniz.

http://idansfestival.blogspot.com/2009/03/program-idans-2-may-2009.html

11 Mart 2009 Çarşamba

Hüznün bedendeki dili - Kazuo Ohno

Alıntı

"Bedenin yaraları şifa bulabilir.
Ancak içteki yaralar, ruhun yaraları... beklemeli ve içimizi korumalıyız.
Çünkü bu deneyimler sevince ve hüzne şiirin malzemesine sözcüklerle ifade edilemeyecek bedenin dışavurumlarına dönüşeceklerdir.
Ben dansın çıkış noktasının bu oldugunu düşünüyorum.''
Kazuo Ohno

Bize ilerleyen (100 geçen) yaşına karşın hayat enerjisi veren ünlü sanatçı..

Onu bizlerle tanıştıran Özerk Pamir'e,
video ve söylemlerin sunumuna olanak veren (Tezgah'a) teşekkürler..

02 Mart 2009 Pazartesi

Mekansız Dans - Yerel Seçim

Gündem
29 mart 9

"Hani Mekan? - Nerede Dans?"

Mekan altımızdan kayıyor, doğal yıkım sürüyor, sermaye kamusal alanda keyif çatıyor..

Arkitera ve Basın yoluyla çeşitli kaynaklardan yansıyan haberlerle bilgilerinize sunulmuş:
Derlenen Son haberlerle seçim seçeneklerini irdeliyoruz:

"Belediye ayrıştıramıyorsa, biz başlayalım." (Çöp platformu)

19 Şubat 2009 Perşembe

Tezgah - Ayşe Orhon

9. hafta etkinliği ardından

Çatı üyeleri ile dialoğa ve katkıya ilk kez sürdürülebilir bir yeni yaklaşımla alan açabilen Ayşe Orhon'a ve tüm emeği geçenlere teşekkürler.

Çeşitli katkılarıyla görsel ve işitsel sunumları hazırlayanlara ve buna yer verilebilen mekan sahiplerine, bu nitelikli bilinçsel paylaşıma olanak tanıyan ve haftalardır güzel birliktelikleri hayata geçiren tüm katılımcılara da ayrı ayrı teşekkürler..

Çağdaş Dans öğrencilerini şimdilik pek aramızda göremesekte, yakında katılacaklarını hatta, hazılayacakları sunumlarla dünyadaki farklı çalışma örneklerini okul dışında da paylaşacaklarını ümit ederek, geniş bir (çağdaş) dans sever çevreye ulaşabilmeyi dilerim.

Dans Kamera ile izlemeye başlayabildiğim toplantıları ben de (öznel) yorumlarımla aktarmaya çalışacağım.

13 Kasım 2008 Perşembe

Beden dili eğitimleri ve otomat bedenler

Beden dilini iyi kullanarak geçici amaçlarına hızlıca ulaşabilir bazı insanlar,
çünkü istedikleri de, yapabildikleri de böyle bir otomat beden olarak kalmak olacaktır belki de. İnsan kaynakları piyasasında, ne de olsa bu tür eğitimlere artık sıkça rastlamak mümkündür.

Aslında, kendini kandırıcı bir boyuta saplanma hali ile önemli bir tehlikeyi de içinde barındıran günümüzün bu kısa yollarından geçerek, hızlı hayat temposuyla başa çıkma yolları, pek çok şirketin vazgeçilmezi olmuş durumda. Bir de pazarlamacı veya lider gibi pozisyonları dolduracaksanız, sizin için de elzem bir durumdur, kimbilir?

Peki bu eğitimlerin biraz ötesine geçerek, farklı bir bakış açısıyla bedeninize yaklaşmayı deneyip, kendinizi başka yönlerden de keşfetmeye ne dersiniz? Belki benzer düşüncelere sahipseniz, yazışabiliriz.. cumhurkocalar@gmail.com

21 Ekim 2008 Salı

Galata’da bir C.tesi, Görünürlük-4

Etkinlik

Sonbaharın içinde olduğumuz şu günlerde, Galata semtinin sanatsal atmosferinde tekrar birlikteyiz.

Karma sanatçıların ve etkinliklerin bu eşsiz mekanında geçen yorucu ama keyifli bir günle, bu seneki sanat yapıtlarıyla olan karşılaşmalarımız gerçekleşirken, onları hafızalarımızda akıp giden zaman içinde süregelecek yolculuklarına doğru teker teker sessizce uğurlamış olduk.

Hep çarpıcı etkilenimleri beklemeye şartlanmış Çağdaş Sanat seyircisi için, (neredeyse unutulan) sosyal ve gündelik konularında aslında, tüm yalınlıklarıyla ne kadar çalışılmaya değer olduğunu çok açık bir dille bizlere yansıtmaktaydı.
[(1) , (2) ve (3) tarzı bazı projelerde ki gibi]

Tarihi semtimizin çoktan hak ettiği sanatsal misyonunu canlı tutacak, böylesine güzel bir etkinliğe verdiğiniz katkıdan dolayı, herkese gönülden teşekkürler..

Etkinlikten bazı seçmeler:

(1) ** Video, sohbet ve atölye şeklinde gerçekleşen Tugay Başar'ın sunduğu beden perküsyonu da çok boyutlu (toplumsal-sanatsal-felsefik-psikolojik) bir şekilde ilk karşılaşanların algılarını zorlayan bir çalışma olarak, varlığını uzun bir süre hissettireceğini ve genişleyen meraklı katılımcılarına doğru açılımını sürdeceğini gösteriyor.

(2) İdil Kemer'in uzun bir süre yaşamış ve kültürel bağları oluşmuş ama buna karşın tahrip edilebilmiş bir semt olan Sulukule için düzenlediği cenaze yürüyüşünün Galata sokaklarındaki görünümü hafızalarda bıraktığı izle hatırlanacaktır.

(3) Nebahat Erpolat'ın semt çocuklarına ayırdığı zaman dilimi içinde, onların alan gereksinimlerini hisseden ve biraz erken büyümüş gibi olsalar da canlılıklarını henüz yitirmedeklerini gösteren fotoğrafları semt dükkanlarında bizleri karşıladı.

Defne Erdur Bedik'in seyirci ve performans arasındaki ilişkinin öznel değerlendirmeler boyutuyla irdelendiği etkileşimli çalışması da ilginçti.

Alper Akçay'in teknolojik aksaklıklardan ötürü oldukça gecikmeli başlayabilen şamanik dansı ise yine seyircisinin hayranlığı ile karşılandı.

* Seçil Yaylalı'nın iplerle gerçekleştirdiği yerleştirme ise, kaçırılmadan görülmeye değer oluşunun ötesinde, sanatçının davetiyle içine fiilen katılmaya da sağlayan pek çok farklı boyuta geçmeyi kolaylaştıran, son derece ortak yaratıma ve kaynaşmaya açık bir çalışmaydı...

"Sanatçının
eşsiz ve kusursuz yaklaşımıyla, insanı ve toplumu dinamik bir tarzda modelleyerek seyre açan bu yapıtı, oldukça aşkın ve derin bir etkileşim içinde kalmayı sağlıyor. " Hiç unutamayacağım, ayrıca eserlerini incelemeyi ve izlemeyi sürdüreceğim.. http://gorselsanat.blogspot.com/

----
* http://www.secilyaylali.com/


** HER BEDEN DUYAR - EVERY BODY HEARS

TUGAY BAŞAR - TİMUÇİN GÜRER

KeKeÇa Beden Perküsyonu İkilisi - KeKeÇa Body Percussion Duo

tugaybasar@kekeca.net 90 536 451 32 72
----

Sanat ve Teknoloji Festivali, 7-16.11.2008

Festival

Dijital bir özne olarak hallerimizi ele almayı ve sorgulamayı hedefleyen festival, zengin içeriği ile yine bizlerle.

http://08.a-m-b-e-r.net/
info@a-m-b-e-r.org

Gelişmeler ve yorumlar için, http://movementvideo.blogspot.com/ izlenilebilir.

08 Haziran 2008 Pazar

Fiziksel Tiyatro - Subvoid - Ece Gözmen

Haber

Farklı bir gerçekliğin de algılanabilirliği üzerinden verdiği eserler ve yaptığı çalışmalar ile uluslararası başarı kazanmış bir grup..

Kaynak: Facebook e-Grup

Maddenin somut bir gercekligi olmadigi gibi, bedeninde beyinde olusan bir goruntu oldugunu ve herkesin aslinda kendi beynindeki ekrani izledigini; 'kozmik tek an’a goreherseyin kendi icinde kendi kodlarina her zaman sahip oldugu gercegi ile, gecmis, simdiki ve gelecek tum zamanlarin ayni anda var oldugunu ve bu sebeple,bir olgunun sonucunun onu yaratan nedenden once gelmesiyle baslamadan bitebilmesini desifre eden, somut goruntunun altinda yatan soyut gercegin pesinde,bilincalti ozgurlugu ile karsi durabilme cesaretinin hayata getirdigi Subvoid,ic ve dis karmasalari ortak bir noktada bulusturup sonrasinda daha da fazla karistirmaktan hoslaniyor, kendi icinde surekliligi olan zitliklar ve gercekligin illuzyonlari ile besleniyor.

As is known the matter has no concrete reality. Likewise the body is an image reflected in mind,everyone watches their own screen created by their-self. In terms of the cosmic moment,everything embraces the codes of the past, present and the future within itself,thus the result of an event actually comes into being before the cause that has led to that very event. Subvoid came into being by daring to stand against what lies behind the visible in search of an abstract reality by means of free subconscious. It brings the inner and outer conflicts together and likes to mingle them,it feeds with never ending contradict illusions of reality.

http://www.subvoid.com/

03 Haziran 2008 Salı

Yüzleşme - G.McMillan

Dans Tiyatrosu

Eser, ortak bir tema üzerinden dansçıların dünyalarında akıp giden içe dönük hikayelerin buluştuğu müzik eşlikli dışa vurumlarının, ilginç bir dekorda buluşmasıyla oluşturulmuş akıcı görsel bir atmosfere sahipti.

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Tai Chi - Esat Ataç

Çalışma

Tai Chi'de varolan o eşsiz günlük yaşam (felsefesi) desteği sayesinde yaratılmış olan hareket estetiğinin; kendi içinde yüzyıllardır şekillenip özgün vazgeçilmezlerini oluşturduğu tahmin edilebiliyor.

Esnek, güçlü ve çevik diliyle yaydığı o akış enerjisinin, çevresini bu denli etkilediği başka bir sanatta pek yok doğrusu..

İşte tüm bu incelikleri, kendi duruş bozukluklarınızdan başlayarak adım adım düzeltecek şekilde, Esat Ataç'ın çalışmalarında farkedip deneyimleyebilirsiniz, fakat öğrenebilmek birazcık zaman alacaktır..

Çalışmalarda şartlanmış zihinlerimizin bedenimize olan komik müdahaleleriyle tanışmak ise, en keyifli yan olacaktır.

Çin'deki günlük yaşamın içersinde yer alan bu tür enerji ile kucaklaşmaya dönük birlikteliğe her zaman hayran kalmışımdır. Gün gelir bizde de sabahları parklarda, yaşlılarımızın bile katılmaya can attığı egzersizler olabilirse, belki şu hastalıklara yakalanıpta sonra bağımılısı olduğumuz ilaçlarla, yan etkilerini de umursamadan tedavi gördüğümüzü varsayarak kendimizi kandırmak yerine, vücudumuzu hiç olmazsa basit egzersizlerle zinde tutarak, biraz daha sağlıklı kalabilen bir toplum olabiliriz düşüncesi ve umuduyla, katkılarından dolayı teşekkürler sana, Çatı ekibi* ..

*Bir genel kurulu daha geride bırakan ekip ile çevresinin oluşturduğu katılımcı projeler ve paylaşılan mekansal kaynakların örnek kullanım anlayışı sayesinde, İstanbul'un 2010 kültür ve sanat dönemine yönelik hazırlıklar sürdürülüyor.

Çatı, yeri kolay doldurulamayacak bir boşlukta, bünyesindeki üyelerine ve dans performanslarına ilgili seyircilerine yönelik özgün bir pusula olma özelliğini koruyarak, farklı projelerle dolu çalışmalarına tüm hızıyla yer vermenin heyacanını her zaman koruyor olacaktır.

25 Mayıs 2008 Pazar

Ezilenlerin Tiyatrosu - Augusto Boal

Çalıştay

"İmgelerin yürüyüşü"ne tanık olmak için çoktan ilgilenmemiz gereken tiyatro türleri olduğunu ancak şu son iki günde yeniden hatırlıyor olduk. Çalıştayı kaçıranlar için şimdilik sadece kaynakları belirtmekle yetineceğim.

Zira festival programı çok yoğun. Bu vesileyle, tüm gruplara gönülden başarılar..

Ayrıca Festivalin her sene aksamadan sürdürülebilmesi dileğiyle.. Hoşçakalın..

Çalıştayla ilgili kısa bir yazım ve kaynak kitaplar:

http://tiyatroda.blogspot.com/2008/05/ezilenlerin-tiyatrosu-augusto-boal.html

11 Mayıs 2008 Pazar

Sanatçılar-Düşünürler: Beckett, Sipinoza, Nietzsche,..

Konferanslar

Notlarımız, düşüncelerimiz, esin kaynaklarımız,
paylaşımlarımız biraz olsun buluşabilseydi keşke..

http://felsefemiz.blogspot.com/2008/05/tahamml-edemeyen-bu-beden-david.html
http://felsefemiz.blogspot.com/2008/05/bedenlerin-dramatolojisi-bene-ve.html
http://felsefemiz.blogspot.com/2008/05/bir-beden-ne-yapar-sipinoza-ahmet.html

..

08 Mayıs 2008 Perşembe

Felsefe ve Beden - Antonin Artaud

07 Mayıs Çarşamba, 18.30
• "Deleuze'un Artaud'su"
Konuşmacı: David Lapoujade

Dün akşam keyifli bir sunuma katıldık, konuşma ve metin etkileyiciydi.

"Kendi olmayı başarabilmek" .. yolculuğunda Antonin Artaud'ın ağırlıklı olarak Gilles Deleuze üzerinden ve devam edecek konuşma dizisinde diğer çağdaşların da birbirlerinden etkilenişlerini açığa vuran analizlerle dolu, kısaca pek çok ışık kaynağına doğru göndermelerle gerçekleşen yolculuğu tamamiyle izlemek zor olasa da, kaç/ır/anlar için aktarmaya çalışıyor olacağım.

Öncelikle gündelik yaşamın dışında, (hatta yaşamı alt üst edebilecek) çok daha derin felsefi yazılarla karşılaşmak söz konusu olmaya başladığı için, bunları sadece okumak değil, paylaşıp tartışmakta gerekeceğinden, tüm çalışma ve derlemelerimi, meraklı okuyucusuna özel bir şekilde http://felsefemiz.blogspot.com/ sitemden sunmaya başlıyorum.

Benzer felsefelerden güç almayı sürdüren ama öncelikle onlardan habersiz özgün olarak deneyimlenmiş geçmiş pratik uygulamalarımızın etkisiyle, doğaçlamalar sitesi de bu alana bir nevi destek olma görevini üstlenmeyi sürdürecektir.

Herkese daha derinden iyi okumalar dilegi ile..

05 Mayıs 2008 Pazartesi

Beden'e bakış yaklaşımları ve sanatçılar - Gilles Deleuze - Ali Akay

Konferanslar

"Gilles Deleuze ve Beden"

Düzenleyen: Ali Akay

*Simultane çeviri yapılacaktır.

Bir "Akbank Sanat" klasiği haline gelen, Ali Akay'ın düzenlediği Gilles Deleuze üzerine yapılan konferanslarda; bu yıl, Gilles Deleuze'ün beden'e bakışındaki yaklaşım ve sanatçılar söz konusu edilecektir.

Korku Tiyatrosunun kurucusu, ünlü yazar, şair ve ressam Fransız Antonin Artaud;

absürd olarak nitlendirilen bir akım içinde tiyatro ve minimalist hikayelerin yazarı İrlandalı Samuel Beckett;

sinemada yeni bir kurguyu, dili ve sesi ele alan yazar, sinema oyuncusu İtalyan Carmelo Bene;

20.yüzyılın resmine damgasını vurmuş olan ve Eliazabeth döneminden Francis Bacon ile bir akrabalık çizgisi varolan Dublin doğumlu İngiliz Francis Bacon'un ele alınacağı konferanslarda,

Deleuze'ün bu sanatçılara bakışı güncelleştirilerek ele alınacaktır.

07 Mayıs Çarşamba, 18.30

"Deleuze'un Artaud'su"

Konuşmacı: David Lapoujade

08 Mayıs Perşembe, 18.30

"Bene ve Shakespeare : Bedenlerin Dramatolojisi"

Konuşmacı: Jean-Paul Manganaro

09 Mayıs Cuma, 18.30

"Tahammül Edemeyen bu Beden"

Konuşmacı: David Lapoujade

10 Mayıs Cumartesi, 18.30

"Bacon'un Çığlığındaki Resimsel Güçler"

Konuşmacı: Ali Akay

11 Mayıs, Pazar: 18.30

"Spinoza: Bir Beden ne Yapar?"

Konuşmacı: Ahmet Soysal

Saygılarımla

Saliha Kasap Uzun

Akbank Sanat

Tel: 0 212 292 33 94 / 0212 252 35 00 - 123 dahili

Fax:0 212 245 12 28

İstiklal Cad. Zambak sokak no:1

34435 Beyoğlu,İstanbul

saliha.kasap@akbank.com

02 Mayıs 2008 Cuma

Biyolojik Beden ve Cinselliğin Tarihi

Çalıştay

Cinsiyet / Toplumsal Cinsiyet / Cinsellik

Sınır İhlalleri ve Yeniden Anlamlandırmalar Foucault, Butler, Queer

Akbank Sanat Beyoğlu

22 Mayıs 2008, Perşembe 18:30

Sibel Yardımcı Özlem Güçlü Michel Foucault'nun Cinselliğin Tarihi'nde dile getirdiği, cinselliğin baskıcı bir iktidara karşı özgürleşme mücadelesi veren bir güdü değil de yeni bir iktidar biçiminin işlemesinde merkezi rol oynayan bir tertibat olduğu düşüncesi Judith Butler ve onu izleyen Queer kuramcılarının dayanak noktalarından birini oluşturur.

Bu kuramcılara göre, biyolojik bir 'öz'e atıfta bulunduğu varsayılan 'cinsiyet' kavramı da aslında bu tertibatın hükmü altındadır ve dolayısıyla 'biyolojik bedenin' de doğallığının sorgulanması gerekir. Bu aynı zamanda cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim/(karşı cinse) arzu arasında olduğu varsayılan sürekliliğin de sorgulanması anlamına gelir.

Temel olarak bu sorgulamaların ele alınacağı bu atölyede Cinselliğin Tarihi'nin birinci cildi, Butler'ın "Toplumsal Cinsiyet Yanıyor" başlıklı makalesi ve farklı Queer metinleri üzerinde durulacaktır.

22 Mayıs Perşembe 18:30-20:30

23 Mayıs Cuma 18:30-20:30

24 Mayıs Cumartesi 14:00-16:00

Etkinlik Ücretsizdir.
Etkinliklere devamlilik gerekmektedir.
Katılımcı sayisının sınırlı olması nedeniyle rezervasyon yaptırılmasını rica ederiz.Rezervasyon günleri: Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi’dir.Rezervasyon ve bilgi için: Saliha Kasap UzunTel: 0212 252 35 00/123

Gelişmeler-1:Sanal etkileşim dünyası (Site rehberi)

Sitemiz okurlarını ilgilendirebilecek yeni dünyalara açılımlar
soldaki menüde Ana Yollar isimli bölümde yönlendirmelerle sizleri beklemektedir.

Bir de seyir kolaylığınız için olgunlaşmış (ve bir yandan da durmadan güncellenecek anahtar kelimelerini belirleyecek olan) gelişkin (ortak dili açıklamaya dönük) bir site rehberimiz var, artık..

Özetle, yeni oluşan ve canlılığını koruyan sanal dünyalardaki gelişmeler şöyle:

Tiyatromuzun olanaklarını zenginleştirme zorunluluğumuz kendini iyice hissettiriyor, şu günlerde, özellikle İstanbul metropolü örneğinde... (Dün kü "meydan" okuma-ları ile..)
Biliyorsunuz unutmadan, Tiyatro festivali de başlıyor hani, haliyle artık onunla ilgili yazılar da buradan ayrışıyor gibi gözüküyor.. http://tiyatroda.blogspot.com/

Psikodrama sitesi ise, uzmancıl bir yaklaşımla-gözlemlere dayalı disiplinlerarası kesişimin sırlarını paylaşmaya başlıyor. http://psikodrama.blogspot.com/

Bir de Doğaçlama diye yeni bir arakesit doğdu ki; O da zaten hep ayrı disiplinlerle kesişerek büyüyormuş, hem de kendi içinde çoktan (12 yıllık "öznel" mazisinde) yeteri kadar derinleşerek ve yenilenerek, yine apayrı bağımsız bir kanaldan gelişmesini sürdürüyor olmuş.. http://dogaclamalar.blogspot.com/

Meditasyon zaten artık kendi başına yürüyen bir çocuk halini aldı.. http://meditasyonlar.blogspot.com/

Movement-Video teknik içeriğine dalmış takılıyor, gözüküyor. http://movementvideo.blogspot.com/

Sinema-Film-Belgesel atlanılmaması gereken filmlere (özellikle belgesel ve bağımsız türe) israrla sahip çıkışını, sapasağlam duran o son derece değerli olan yönetmenleriyle sürdürecek. http://filmlerden.blogspot.com/

İstanbul hepimizin ortak mekanı olarak, her zaman zaten çok büyük bir önem taşıyor. Bu arada artık kentin sahnesinde olup bitenlere sadece seyirci kalabilmemiz mümkün olmayacak sanırım.. http://istanbuluma.blogspot.com/

Kitaplığımız hepimizin seçtiği kitapların okuma sonrası özet ve yorumlarını toplamaya çalışacak, tatlı tatlı biraz çekiştirerek.. http://kitapokuma.blogspot.com/

Masal çocuklarımıza ve bizlerin çocukluklarına ciddi göndermeler ve eleştiriler içeriyor. Alınmak isteyenlere duyurulur..

Dalgıç ise "Metaforik hayal dünyası" içinde masala eşlik etmek için çoktan hazırlıklı zaten.

Astroloji ve burçlar artık saçmalıklardan çok davranış bilimlerinden hareketle kendince rehberlik görevi üstlenmek üzere özgün çalışmalarını sürdürüyor..

Ekonomi çarpık dünya düzenini tarihsel bir perspektiften ciddi eleştirel bir dille yorumluyor ve sakın haa aldanmayın diyor.. http://ekonomimi.blogspot.com/

Yoga daha bedensel disipline muhtaç, o yüzden diğerleri kadar çok konuşmaya fırsat bulamıyor... http://yogasaati.blogspot.com/

Artık sol içerikli olan kaynak metinlerde seçilerek okumalarımız arasında yer almaya başlıyor, zaman zaman kendi yorumlarımızla da sitelerimize misafir oluyorlar.. http://sol-ol.blogspot.com/

Yine size duyurulmakta belki biraz gecikilmiş, başka bir takım yardımcı siteler ise şimdilik profilde gizleniyor olacak..

Hoşçakalın.

29 Nisan 2008 Salı

Oyuculuk Performansı - Şahika TEKAND

Uygulamalı Bir Çalıştay'dan Esintiler

Şu İstanbul Üniversiteleri Tiyatro Şenliği dopdoluydu bu sene.
Özellikle ustalarla oluşan yakınlıklara açık yapısıyla.
Yani Çalıştayları ile..

Yaşanılandan edinilenler ışığında,
yeniden dillendirmelerle derlenmiş bir anlatım:

"Yapmak, ille de yapmak,
Ne inanmak, ne de tasarlamak.."

"Alıntılarla" Şiirimsi Bir Doğaçlama Performans Bildirisi Taslağı

"Hayatın bittiği yerden işe başlarız",
"Basit ve soyut" bir "dil" ile,
"Biçimi yeniden yaratarak"..

"Klişe"ler devriliverir,
O anda gerçekleşenle,
Alabildiğine dürüstçe..

"Hayatın sızdığı yerler"le karşılaşınca,
"Oyunun kuralları"nı koyarız,
Yani temizlik yaparız..

Olup biten israrla "irrasyonel"leştirilirken,
"Taklit ve hile" ile ilişkimiz kesilmiş,
Nihayet "olana teslimiyet" başlamıştır.

Her oyuncu hatta yönetmen,
Kendini yeniden yaratırcasına sıyrılır,
Tüm "garantiler"inden teker teker..

"Herşey şimdiye getirilmelidir."
"-Mış gibi olan"ın devri çoktan kapan-mıştır.
Burada ancak sadece yöntemler* konuşur.

Ya "gönüllüce teslimiyet",
Ya da "akli evvelliğinle"

Güle güle sana..

Özgün (ve Biraz da Karışık) Öneriler:

Bir yol izlersen o üslubun olur,
hesap vermek zorunda kalırsın.
Oysa;
"Değiştiğin an ise sonsuz(-) olursun."
[Yani diğer bir değişle, kaçışın sonu nereye varır?:
Bazı Çizgi filmler ile geçirilmiş çocuklukların sentezleri..]
"Sadece dürüstlük için kriter koymak mümkündür,
Samimiyet için değil."
Sınırları sevmeyenlerin yaratmaları da söz konusu olamayacaktır..

*
Donup kalan, heyecanla sorun yaşayanların biraz uğraşması gerekir.
Ancak farkındalığınız ve geliştireceğiniz araçlarla var olur
yada yokolursunuz.
(Ama hiç olmazsa, soyunduğunuz rol ile yok olmak, taklit ettiğiniz rolde kaybolmaktan iyidir.)

*

Öteki İlkeleriyle Şahika Tekand:

Kayıtsız empati
Dürüstlük
Yapmak
İçeri, Dışarı
Dışarı, İçeri
Işıklar
Ziller
Oyuncular
Karşı oyuncu
Şahsi alan kırılımı
Feda etmek
Kuralla bir durum çıkarmak
Tüm duygulara tekabül eden vasatlık

Sanatçıya performans sanatıyla sürdürdüğü azimli ve dürüst kavgasında,
Hepimiz için aydınlattığı bu yolda, yaptığı üretken katkılarından dolayı,

Teşekkürler..

* Aktör stüdyocular, Metod oyunculuğu, Sinir sistemi oyunculuğu, Stanislavski ve Neo-Stanislavski yöntemleri, ..

24 Nisan 2008 Perşembe

1970'lerle - Daniel LEPKOFF

Video Sunumlu Canlı Söyleşisinden Çeviri Notları

Çevirmenler: Defne Erdur Bekdik ve Özerk Sonat Pamir

Çatı; Doğaçlama yaratım süreçlerine zamanda geriye doğru derin bir yolculuk yapmak isteyenlerin kaçırmaması gereken bir söyleşiyi gerçekleştirdi.
Ustaya ve emeği geçen herkese candan teşekkürler..

Doğaçlama rüzgarının tesirinde kalanlarla..

1960'ların gölgesinde yeşeren 1970'ler..

Zamanla solmaya yüz tutan 60 ruhunun
son aktif örneklerinden
DANIEL LEPKOFF ile geçirilmiş
3 koca çalıştay haftasının ardından
(dışarıdan ve sadece sonundan) edinilen izlenimler:

1970'lerin ruhu masumiyet, güven, dayanışma, incelik, hassasiyet ve aşk doluydu..

Videolardan edinilen izlenimler ve "söyleşiden aktarımlar" :

O zamanların "çıkış noktaları" "sorgulama"ya daha uygun ve
özgürlük dolu süreçleri paylaşmaya dönük (!),
doğal akışlı yaratıcı çalışmalar (!) bambaşka farklı bir tad içeriyor..

Bu günden çok daha az yapmacık, taklit, kirlenmemişlik içeriyor,
aynı zamanda çok daha fazla kendine özgü, canlı, dürüstlük göstergesi ..

Yani şimdiki pazar yönelimli ve "virtüöz odaklı" çalışmalarla
kıyaslanamayacak kadar sıcak ve huzurlu anların ötesinde akıyor...

Çalışmaların Doğduğu Ortam: Judson Church
Bilinçli ve dürüst açılımların ortamında keyifli hareket araştırmalarının desteği ile (60'larda başlayan uyanışın) 70'lerde olgunlaşan örneklerinden DANIEL LEPKOFF.

Steve Paxton
'ın bakış açısından hareketle ve birlikte bugüne uzanan,
bizlerin de benzer aşkla izlediği çizginin
ilk temel taşlarını hayata geçirişlerinden örnekleri izlemek
nostaljik bir gezinti tadının ötesinde;

bugünün piyasa şartlarına karşı azim ve kararlılıkla dayanışmamızı arttırıcı
ciddi bir mücadeleye girişmenin sürdürülebilirliği konusunda
çok daha bilinçli ve inançlı bir etki bırakıyor üzerimizde..

Geçmişten günümüze uzanan Doğaçlama çalışmalarının felsefesi:
(-DOĞAÇLAMA BİLDİRİSİ- deneme taslağı) şeklinde
kendi özümsediğim "12 yıllık pratiğimin de özgün katkısıyla" -algılay(n)abilinen kadarıyla-
şimdilik aşağıdaki gibi çalışılmaya devam edilmiştir.
("Aktarımsal terimleriyle" beraber özgün tutulmaya özen gösterilen cümleler,
DANIEL LEPKOFF
ışığında karanlığından çıkıyor ve
ilk kez yaygın dil üzerinden
bir bedene kavuşup, "yayınlanıyor".)

< "Tasarımsal hareket sunumu" ve koreografinin yerini alacak doğal yaklaşımlara özlem.

Varolandan koparak yeniliğe doğru,
"Soyut olana yakınlık"la gerçekleşen bir yolculuğun öyküsü.

"Dışa açıklık"la sınırlarda yapılan gezintiler.

Dayanışmacı özgürleşmenin, "duygulara aşırı kapılmayan" ve
"dışarıdan bir hikayeye gerek duymayan" farklı bir varoluş şekli.

Farkındalığı algılarla açan paylaşıma yönelişin enerjisi ile,
Sıradan "gündelik olan"ın dansa akışına izin veren bir süreç.

Beden ve hareket dinamiğinde yeni açılımların çıkış noktaları:
"Sorgulama, Doğallık, Paylaşım, Sorumluluk, Anda yolculuk,.."

"Bedenin zeka"sına ve potansiyeline güvenip, onu harekete geçirme cesareti.

Fiziksel olanla kurulan yakınlık ve "sorumluluk alma" ile oluşan kompozisyonlarda,
mevcut kapasitelerin barındırdığı "hayvansal dinamikler"in izlerini sürüşün yaratımları.

Farklı birşey yapma kaygısı duymadan,
dürüst olanın hareketle araştırılıp, içe odaklanarak gözlemlenilmesi.


Merakın canlı tutuluşu ve doğal kalışın yarattığı heyecan..
..
>

ve zamanla aydınlığa kavuşacak,
TEREDDÜTSÜZCE paylaşımlarımızla dışa yansıyacak
parlak-doğal bakış açılarımız..

Dans Tarihinde yolculuk için kaynaklar: "Martha Graham" ...

Tiyatronun ustalariyla bir panelden aktarimlar:http://psikodrama.blogspot.com/2008/04/tiyatro-ve-dogaclama.html

15 Nisan 2008 Salı

Okuyucu dağılımı: 2008 Şubat-Nisan

Son 2 aylık
ve haftalık okur dağılımları

4.şubat.2008 sonrası
Sayaç altından günlük izlenebilirler.
Herkese teşekkürler..

WeekPage LoadsUnique VisitorsFirst Time VisitorsReturning Visitors
W07 2008 5630273
W08 2008 6537334
W09 2008 9345387
W10 2008 9658508
W11 2008 12362611
W12 2008 6650473
W13 2008 10155505
W14 2008 7251474
W15 2008 13271656
W16 2008 121183

MonthPage LoadsUnique VisitorsFirst Time VisitorsReturning Visitors
Jan 0000
Feb 1711039013
Mar43624122318
Apr 21012711413

NumPerc.Country Name
drill down42094.81%TurkeyTurkey
drill down81.81%GermanyGermany
drill down40.90%FranceFrance
drill down20.45%LithuaniaLithuania
drill down20.45%Unknown-
drill down20.45%IndiaIndia
drill down10.23%MalaysiaMalaysia
drill down10.23%PortugalPortugal
drill down10.23%United KingdomUnited Kingdom
drill down10.23%ArgentinaArgentina
drill down10.23%United StatesUnited States


Meditasyon sitesi: Okuyucu dağılımı: 2008 Şubat-Nisan

13 Nisan 2008 Pazar

İstanbul'a nefes: Boğaziçi ve 3. köprü

Rekreasyon* alanı olarak bize nefes aldıran boğaz ve
Kuzeye onunla bir inci destesı gibi uzanan İstanbul,
Yeşillerine göz dikilmiş yine son zamanlarda, herkez ise uykuda..

Dünyada eşi benzeri olmayan yalı mimarileriyle,
Bize emanet edilmiş kültürel mirasımız ve bir zamanlar yunuslara yuva olmuş o kıyılarımız
Şimdi boynuna geçirilmeye çalışılan bir köprü daha var, senin..

http://istanbuluma.blogspot.com/2008/04/3kpr-canilik.html

(Sanal dünyalara çağrı,
Hareketın soyut mekanı,
hic bir zaman umursamaz, tepkisiz ve yansimasiz kalamaz..)

* dinlenme ve eğlenme

03 Nisan 2008 Perşembe

Baş Rol Oyunculuğu - Fuat Onan

Fikret Bey filmi

Öğrencilere, özellikle kültürüne hasret bırakılmış sinema severlere,

Türk sinemasına ve tiyatrosuna emek veren aktör Fuat Onan'ı ve Erol Keskin'i,
başarılı oyunculukları ile başrollerde izlediğimiz bu filmde,
eski günleri artık bize hiç bekleyemeyeceğimizi düşündürten bir zamanda derinden yaşattıkları ve unutmaya yüz tutmuş duygularımızı yeniden canlandırdıkları için gönülden kutluyoruz.

Filmle ilgili asıl yorumum için: http://filmlerden.blogspot.com/
Fuat Onan (Google'da)
http://www.fikretbey.com/

02 Nisan 2008 Çarşamba

The Web - Nebahat Erpolat

Çağrı

Katılımcılara,

Doğumunun ilk yıllarından sonra uzun süre yurt dışında (Avustralya) yaşamış ve ülkemizde kaldığı şu döndemlerinde gözlemlerinden hareketle yapacağı çalışmasına katılımcı ve destekleyici arayan Nebahat Erpolat'ın araştırmalarının deneysel altyapıları ve sunum ağırlığının yanısıra geleneksel kadın sorunlarına, yurt dışında yaşamışlığının verdiği farklı bir bakış açısı ile yaklaşacağını düşünmekteyiz.

Günümüz İstanbul'undaki kadın - erkek ilişkilerinin kalıplaşmışlığının aynasını yüzümüze tutmak ve aynanın çatlamış olduğunu, kadın sesi ve bedeni üzerinden düşündürtmek isteyen koreografın çalışmasını merakla bekliyoruz.

Ayrınıtlar için: Facebook-Nebahat Erpolat
İletişim için : Organizasyon Yöneticisi - Management of Organization
Hande Minetoglu Phone: + 902122345403 + 905373185412

14 Mart 2008 Cuma

Eril düzenin belirleyiciliği ve AKM


Modernizm dönemimizin simgesi: AKM boşaltılıyor..

Mekanı tümüyle gezişim sonrası edindiğim biraz duygusal izlenimlerimi, üzülürken geciktirmeden, düşünsel boyuta çıkararak sizlere aktarmaya çalışmalıyım sanırım.

Kaotikleşmeye her zaman yatkın olan özellikle de bunalan yapılarıyla bu eyilimliliğe sürüklenen insanlara karşı, eril bir yönetim anlayışıyla biraz köşeye sıkıştırıcılığı sürdüren çeşitli düzen (rejim) örnekleri, genellikle tarih boyu her türlü yerleşimde kendini hissettirmiştir.

Nefes almaya neredeyse, özgürce hiç olanak vermezcesine tasarlanmış daraltıcı mekanlara her uğrayışımızda ya da oralardan her geçişimizde bazı anlar vardır ki; soluk almamıza belli şartlar altında olduğumuz yani oralarda kaldığımız ve beklenilenleri yaptığımız sürece ancak ölçülü olarak izin verilmiştir.

Niye acaba diye, ola ki merak edersek ve geç kalmadıysak, birazcık tarihe doğru yolculuk etmemiz gerekecektir. Geçmişi okuyabilecek kaynaklarımız bir yerden sonra yetersiz kaldığında ise, ancak mimari - tarihi - kültürel - sanatsal korumacılıkla ayakta tutulması gereken yapılarımızın varlığını, bakımlarını ve işlevselliklerini geç kalmadan sorgulayarak ve sorumluluk üstlenerek sahiplenme şansımızı kullanıp, gelecek nesillere aktarmak için can atar duruma gelmemizle sağlayabileceğimiz, umarım çok geç olmadan ve daha fazla umarsız-kötü uygulama dersleri (AKM yıkımı gibi) almadan ancak, muhafaza edebilir durumda olacağımızdır.

Genellikle artık çağdaş diye işaretlenip zorunlu olarak böyle sayılabilecek olan, artan vahşi kapitalist düzenin baskısını göğüslemekte sınırlara gelmiş şizofrenikleşmiş kıvırmsal zekasıyla karma insan modeli, AKM türü mimari tasarımların üzerinde yarattığı baskısını da, (tekrar tekrar) içine tam sindiremediği için, çaresizce buna her maruz kalışında, günün şartları gereği kendini geçmiş canlı mimari örneklerden biri olan (yani canlı bir müze etkisi yaratan) özel bir mekana gelmiş gibi de hissedebilmektedir.

Ama bu insan aynı zamanda, mekanın Cumhuriyet sonrası gecikmeli de olsa sanatsal kültürümüzün canlılığına yaptığı katkılarla, bizi bu günlere kadar getirmesinde ki rolünün ayrımına geçte olsa varınca, onunla kısmen barışıp, bütünleşebilmektedir de..

İşte bu geçmişimizle tekrar tekrar tanışıp, barışıp bütünleşme hissini, artık gelecek nesillere, bu kadar iyi başka nasıl aktarabileceğimiz hususu, karanlık bir yol tercih edilerek, yapılacak yıkımla, artık bilinemez hale getirilmektedir. Yani toplumsal hafıza iktaidar hırs ve hesaplaşmaları içinde tekrar tekrar israrla silinmektedir.

Tepeden hızla ve zorla değiştirilen kapitalist düzenin dayattığı her türlü anlaşılmaz-israrcı ve kör-hırslı yaşam biçimleri yüzünden, geçmişimizi bize hatırlatan böylesine ilginçleşmiş bir tarihi kültürel miras ne yazık ki, şimdi yok edilebilmektedir.

Diğer yandan şu kısa ömrümüzde izi olan bu mekanla her karşılaşmamızda, onun silkeleyiciliğini, sadece özgür kalabilmek adına olsa bile, çaresizce bilinç altına ittirmeye uğraşırken, ola ki farkedilebildiğimiz her anda, oradaki etkinliğimizi tekrar sorgulayıp anlamaya çalışır bulmuşuzdur kendimizi.

Bu yüzden mekanın o şartlayıcı etkilerini hafızadan silebilmemiz bazen çok zor olmakta, toplumsal konumumuzu tekrar değerlendirmeye sürüklendiğimizi, mekansal bir etkileşim hissi ile tekrar kavrama uğraşımız sırasında anlarız ki, bu durumda kalışımızın sebebi, o güçlü Cumhuriyetçi, modernist kültürel bağlamımızı unutmanın olanaksızlığından ileri gelmektedir.

Yaşantımızda her türlü yeri olan geçmiş mirasımıza, hele bu ortak mirasımız olan AKM'ye verebildiği ve verebileceği dersler yüzünden çok gecikmeden daha da sahip çıkmalıyız..

Hiç bir güç, ortak kimliğimizi zedelemeye yönelemeyeceğini, tarihimize bakarak görebilir, bunun bedelini ağır biçimde ödemek istemiyorsa tabii..

06 Mart 2008 Perşembe

Türk Kadınlarına

Tarihimizde her zaman alnı açık, başı dik, aydın görüşlü, çalışkan, vefakar Cumhuriyet Çocuğu olarak yetişmiş kadın vatandaşlarımız, bu ülke sizinle vardır, sizinle gururludur, sizinle aydınlığa doğru yol almaktadır.

En büyük güvencemiz ve mutluluğumuz sizsiniz.

Kadınlar Gününüz kutlu olsun

05 Mart 2008 Çarşamba

2008-Kış Çatı Klasikleri

2007-8 kış döneminde,

Çatı dans salonunda,

Çalışmalara yön veren,

Gösterileri ön hazırlıklarını bizlerle Açık provalarda paylaşan,

Değerli dansçı, koreograf ve gönüllü eğitmenlerden

Aydan, Ayşe, Fransz, Defne, Juanna, Mustafa, Lerna, Ömer, Özerk, Özlem ..

ve çalışmalarını izleyemeyip kaçırdığım ayrıca ismini sayamadığım herkese,

Her gün akşamları ve hafta sonları,

aralıksız yarattıkları o çekici ve özel atmosfer ile,

bedensel zihinlerimizde sağladıkları açılımlar sayesinde,

ufkumuzda açtıkları o yeni kapılardan,

tüm katılımcıları destekleyici ve gerektiği kadar yönlendirici narin tutumlarıyla,

gösterdikleri ilgi ve özenle hep birlikte geçme kolaylığı sağlayan,

bizi ve çevremizi yükseltici eşsiz deneyimlerini bizlerle paylaştıkları için,

sonsuz ve içten teşekkürler..

Ayrıca sürekliliğini koruyabilmiş paylaşımcı dostlara ve

Sayıları hızla artan yeni katılımcılara,

Merak ve öz güvenlerini canlı tutabilmiş,

Katılımı ve deneyimi önemseyen,

Kendini gözlemleyerek bedenine, zihnine ve duygularına yön verebilecek yetilerini

Dolayısıyla bağımsız var oluşunu araştırıp,

Er geç daha da geliştirebilecek şekilde içinde bir umut ışığı taşıyan


herkese candan teşekkürler..

20 Şubat 2008 Çarşamba

Güle Güle Sezen

Çatı grubunda son yıllarda emeği geçen nadir simalardan Sezen'i de yurt dışına uğurladık, dün akşam, onun adına biraz sevinirken, ülkemiz adına ise biraz iç büküp, üzülerek..

Böyle çifte zıt durumların birlikte daha çok yaşandığı günümüzde, bazı sorular aklımıza takılıyor mu, hiç?

Küreselleşmenin dalgalarından entellektüel sermayemizi nasıl koruyabiliriz ? Beyin ve beden göçünü nasıl önleyebiliriz?

Mallar kadar insanların da dolaşım hakkı var tabii, ama yabancı ülkeler kurdukları bütünleşik sistemlerle, titiz bir şekilde seçerek alıyorken, niye yurt içindeki işbirliklerimiz bu kadar az ve sorunlu olmayı sürdürüyor?

Niye özdeğerlerimizle dünya arenasında fark yaratmakta bu kadar gecikiyoruz? Eksiklerimizi kapayıp, hatalarımızdan ders alamıyoruz, hiç?

Bu sorulara yanıt olarak, herkes bulunduğu yerden kendine en uygun olan mücadeleyi artık (yeterince) verebilse, belki beyin ve beden göçüyle hızla parçalanan toplumsal yapımızı da yeniden bir araya getirme adına çok geç olmadan bazı adımlar atabiliriz..

Dans hayatında gelecekte başarılarının ve mutluluğunun artarak sürmesi dileğiyle,
şimdilik hoşçakal Sezen..

19 Şubat 2008 Salı

İçimizdeki Bilge Simyacı

Bir Atölye Çalışması

Uzmanlar eşliğinde yeni açılımlara bir davetiye..

http://psiko-atolye.tr.gg/

07 Şubat 2008 Perşembe

Bedensel Hafızalar

Çatı - Çalışma Notları

Dün Koreograf Mustafa Kaplan yönetiminde bir akşam çalışmasında bedensel hafızalarımızı gözden geçirdik. Komik ve paranoyasallaşmış çağrışımlara kapılmadan, An'daki tehditleri algılmaya ve anında bize özgü bir tonda, uygun bir şiddette ve çarpıcı bir orjinallikte yanıt vermeye taşıdı, bizi çalışma.

Çelişki dolu bir yaşamda sosyal bedenleyken bile, nasıl sakin bir şekilde, vazgeçemeyeceğimiz o öz varlığımızla birlikte var olunabileceğinin sihirli ipuçlarını keşfetmek üzere yolculuğa çıktık, kısa (15 dakikalık) bir zaman diliminde, kendimize meydan okurcasına..

"Beden asla yalan söylemez; Gerçek, onun ayrıntılarında algılanır."

Dilimize yönelik saldırılara (medya, ön plandaki özensizler) her ne kadar uzunca bir süredir duyarsızlaşmış gibi gözüksekte;

Öğrenilmiş sözlerle yaşattığımız yapmacık kıvraklıklar, mimiklerimize karşın gizlenilebilir bir kıvamda içimize sindirdiğimizi sandığımız bir şizofreniyi andırsa da;

O kadar çok yalanı (söylem borozancılığı) beynimize sığdırdığımıza kendimizi inandırmakla harcadığımız zamanlarda;

Ayrıca kaçamak yaptığımızı sandığımız mekansal duvarlarla yaşattığımız sıkışmalarda;

Eninde sonunda bedenin kendini, o ele verişinde bir şekilde yaşanan ender karşılaşmayla, son bulacağı mutlak bir gerçektir.

Şimdi artık, çalışmada yaşadıklarımızla, eğer gerçekten orada olabildiysek, o gördüklerimizin ayrıntılarında gizli şifreleri çözerek, kendimizi daha da güçlü bir şekilde yenileyebilmeliyiz..

31 Ocak 2008 Perşembe

Dil ve Biz

Günlük konuştuğumuz dile benzer bir de beden dili var tabi bizlerin ilgisini çeken ve keşke ben onunla da sizlere bu konuyu anlatabilseydim.

Ama ne yazık ki sadece ana dil(ler)imize biraz deyinmeyi önemsiyorum, bu hafta. Buna sebep olan bir rastlantı sadece. Ne tuhaf, bilgi çağının yarattığı hızın kirliliği öylesine etkili ki.. Öyle planlı bir araştırmayla atmıyorum bu başlığı, tamamiyle hüzün dolu dostça bir paylaşımın derinliği, bir iki söz söylemeden bu konuyu unutup geçiştirecek kadar alıkoyamıyor beni sadece.

Üstelik oraya buraya çekiştirmeden konuşabilseydik şunu çok rahatlıkla söylerdik:
Hepimiz bu topraklar üzerinde iyi kötü ortak bir geçmişi paylaşıyoruz ve bunu sürdürebilmek istiyoruz..

Kimimiz bir takım kimlikleri, kimimizse bazı kimliksizlikleri tercih etmiş bir şekilde.
Hiç bir şeyin olmak zorunda olmadığı bir dünyanın peşine düşmüş hep birlikte yuvarlanıyoruz.
Ne övüp şişirmeye, ne de yerip dışlamaya hakkımız olmadığını bilip, yalnızca saygı duyarak..

Dille ne ilgisi var bu söylemin diyeceksiniz?
Aslında O, bir çıkış noktası ve hüzünlü bir tartışma konusu olmuştu, kimilerimizin kimliksizlik tercihine varan yolculuklarımızdan dem vurarak.
Benimde hüzünlenmekle yetinmeyip, bu sözleri söylememe sebep oldu, hepsi o kadarcık işte.

Alfabelerimiz,
Çoçukken kulağımıza fısıldanan o ninniler
ve anamızın kullandığı o unutulmamasını dilemekle yetinebildiğimiz dil(ler)imiz.. özümüz..

Herşeyi yeterince iyi ve zamanında koruma altına alamıyoruz belki,
Ya onu ..
(Dilimizi ?) (Sevgimizi ? , Ruhummuzu ? , Aklımızı ? ..)
Daha başka neler bırakabileceğiz gelecek nesillere acaba?

Ayrıca beden dilimiz de ne kadar kimliksiz kalabiliyor sizce? (Bedensel hafızalarımız)

27 Ocak 2008 Pazar

Uykuya dalmadan önce

Yeni bir konu (site, blog) - MASAL

http://masaliz.blogspot.com/

Kışları uykuya dalmadan önce
kulağımıza fısıldanan, içimizi ısıtan
masallarımızı
öksüz bıraktık.

Hızlandırılmış yaşamı biraz ağırdan alıp,
sıkıştığımız mekanların dışına doğru kayalım,
bakalım nelerle karşılaşacağız.

10 Ocak 2008 Perşembe

Etkili yeni bir alan

Yeni bir konu (site, blog) - DRAMA
http://psikodrama.blogspot.com/

Okullarda yeni yeni yer verilen ama, henüz eğitmen kadrolarıyla desteklenmeyerek geçiştirilip ihmal edilen bir konu, DRAMA.

Tıpkı yıllar boyunca önemi kavranılamayıp, küçümsenen müzik ve resim dersleri gibi şimdi de çocuklarımızın ve gençlerimizin adeta yurt dışına kaçması için onlara kaftan yerine (dar ağacına uygun bir) kefen biçiyoruz.

İleri yaşlardaki gençlerimizde durum öylesine vahim ki zaten küçükleri konuşmaya hiç değmeyecek bir tablo var. Halbuki o küçükler büyüyünceye kadar hiç olmazsa sakatlanmadan hayata karşı duruşlarını seçebilsinler.

Bas bas bağıran istatistikler: (ÖSYM kapılarında 1,7 milyon, kazanan 400 bin, istediği dalı bulabilen 30 bin, istediği işi bulabilen ise 3 bin)

"Bu dünyaya çocuk yapılmaz" deyip geçmek kolay. Çözüm aramak, sorumluluk almayı gerektirir.

21 Aralık 2007 Cuma

Bayram ve 2008

Tebrik

Kurban bayramınızı ve yaklaşan yeni yılınızı en içten dileklerimle kutlar, sağlık ve huzur dolu günler dilerim.

Sevgilerimle,

02 Aralık 2007 Pazar

Ortak aklın hareketi

Sevgili okurlar,

Toplumsal konularda araştırma ilgi alanlarımın konu başlıklarına özgü yürüttüğüm tartışma sitelerimle sizleri tanıştırmak isterim.

Aşağıda, bu gün itibariyle izlenme sayısı sırasında, açılış tarihleri, ziyaret sayıları ve erişilebilir kısa yollarıyla duyurduğum ve aynı zamanda ortak işbirliklerimize dönük yeni alanlara özgü eklenen sitelere de, her birindeki Yazı İşleri sekmesi profilimden güncelleme tarihleriyle topluca veya Google üzerinden "Cumhur Kocalar" yazarak yapılan aramalarla dağınık bir şekilde ulaşmanız mümkündür.

Her geçen gün sizlerin de katkıları doğrultusunda zenginleşen içerikleriyle birlikte sayıları artmakta olan bu siteler, tamamen unutulmaya yüz tutan üstün kamu yararına dönük düşünce sistemimizi, yani ortak aklımızı harekete geçirmek üzere yoğun ve etkin bir performans sayesinde sizlerin hizmetine sunulmaktadır :

2.12.7 itibariyle düzenlenmiş aşağıdaki tablodaki yollar, kaynak göstererek kopyalanıp, çoğaltılıp, yayınlanabilir.

*İzlenme **Site Başlığı (ve içeriği) ile açılış tarihi

  1. 924 Meditasyon Teknikleri (Önermeler) 25 Ekim 7
  2. 855 Modern-Çağdaş Dans Performans Sanatları (Deneyimlerim) 10 Eylül 7
  3. 254 Ar-Ge (R&D) (Deneyimlerim) 23 Ekim 7
  4. 123 Sinema (Seyrettiklerime dair arşiv) 23 Ekim 7
  5. 99 Dalgıç (Anı ve Hikayeler: Korku, Macera, Özeleştiri) 23 Ekim 7
  6. 83 Astroloji ve Burçlar (Önermeler) 23 Ekim 7
  7. 78 Yoga Saati (Tanıtımlar) 24 Ekim 7
  8. 74 Şiir Köşesi (Ustalardan, Denemelerim) 24 Ekim 7
  9. 28 Sayısal İşlemsel Ağlı Görsel Sanatlar (Sunumlar) 25 Kasım 7
  10. 1 İstanbulumuza Koruma-Yaşatma Bilinci 2 Aralık 7

Etkileşim-sizliği kıran somut hayal gücüne zaman ayıran herkese teşekkür ederim.

30 Kasım 2007 Cuma

Psikodrama Konf.-J.GERSHONI

PSİKODRAMATİK SÜRECE SOSYOMETRİNİN ENTEGRASYONU
KONFERANS
Jacob GERSHONI

Bu konferansı doğaçlama ile ilgili çalışmalara katılan arkadaşlara özellikle öneriyorum.

New York. Sosyometri Enstitüsünden *Jacob Gershoni * ile 7 Aralık Cuma günü herkese açık ve ücretsiz olarak düzenlenen *"Psikodramatik Sürece Sosyometrinin Entegrasyonu"* konulu konferansımız 18:30 - 20:30 saatleri arasında yapılacaktır.


Konferansımıza katılmak isteyenlerin enstitü sekreterliğimizi arayarak kayıt olmaları gerekmektedir. Tercüme yapılacaktır.

İSTANBUL PSİKODRAMA ENSTİTÜSÜ

ULUSLARARASI ZERKA MORENO ENSTİTÜSÜ
Valikonağı Cad. Y.K.B. Vakıf Apt. No: 173 D: 4-9 Nişantaşı-İSTANBUL
Tel: 0212 232 12 63 - 0212 232 47 83 Fax: 0212 231 47 54
Web site: http://www.istpsikodrama.com.tr

26 Kasım 2007 Pazartesi

Çocuk ve Özgüven eğt. - Murat SEYFİ

Toplumsal projeler (1-Çocuk)
Duyuru

Murat SEYFİ tarafından duyurulan bu Çocuk Eğitimi projesi hakkında, katılıma ilgi oluşturma amacıyla ayrıntılı gelişmelerle size duyurular yapmaya çalışacağım. Eğitimleriyle destek verecek olan herkese şimdiden gönül dolusu teşekkürler..

Murat SEYFİ-Çocuk-1 Duyurusu:

Arkadaşlar bizim ortak proje yaptığımız bir çok okul ve toplum merkezi var; sizlerle ilk konuşmamda 4 okul diye konuşmuştum fakat, sürecin sağlıklı olması ve oluşabilecek problemlerin tespiti açısından biz dernek olarak 2 yerde projeye başlamanın iyi olabileceğini düşündük.

Bu iki yerden birisi zihinsel engellilerin olduğu bir Milli eğitim okulu diğeri de varoşlarda yaşayan ve risk altındaki grubu da içinde barındıran; öğrenci çeşitliliği açısından çok zengin bir yer olan Başbakanlık sosyal hizmetlere bağlı olan Yakacık Toplum Merkezi, orada yapılacak çalışmalar önümüzdeki günlerde daha planlı ve programlı olmamızı ve oluşabilecek sorunlara karşı ne gibi tedbirler almamız gerektiği açısından bize ışık tutacaktır.

Biz dernek olarak proje ile ilgili olarak sponsor arayışları içerisindeyiz fakat pfizer firmesı ile görüştüğümüz zaman 2007 bütçelerinin çoktan kapandığı 2008 için ancak bir şeyler yapılabileceğini, görüşülebileceğini belirttiler .......Biz dernek olarak sponsor bulunsa yada bulunmasa da projeyi yapmak istiyoruz;.....Kendi aramızda yaptığımız konuşmalarda; Seçilen okulların uzak olduğunu göz önüne alarak gelecek eğitimcilere kendimizin oluşturacağı bir bütçe ile yol ve yemek masrafını karşılamak istiyoruz.......

....Seçtiğimiz iki yer ile ilgili bilgiler;

1. Okul Adı:

Öğretmen Şakire Hanım Okulu ve Iş Eğt. Merk.
Sorumlu kişi: Sultan Doğan tel:0 505 467 67 00
Çalışma saatleri hafta içi: 09.00-11.30 12.30-14.30

Öğrenciler ve çalıma alanı ile ilgili Bilgi: Okulumuzda çalışmaların yapılabileceği bir spor salonu var. Bu salon mineflo döşeli; düşüp yaralanmalara karşı koruma amacı ile. Yani çalışmalar için uygun bir salon. Ayrıca çocuklardan da 8 tane seçtim ben ama öğretmen arkadaşlar geldiğinde duruma göre değiştirebiliriz de onların isteğine göre.

Seçtiğim öğrenciler; 1. Ertan : 7 yaşında, down sendromlu (fiziksel engeli yok) 2. Uğur : 15 yaşında, Down Sendromlu ( fiziksel engeli yok) 3. Mert : 13 yaşında, Down Sendromlu ( fiziksel engeli yok) 4. Buket : 11 yaşında, spastik 5. Abdurrahim : 18 yaşında, Down Sendromlu ( fiziksel engeli yok) 6. Barbaros :14 yaşında, fiziksel engeli yok 7. Burak : 10 yaşında, Down Sendromlu ( fiziksel engeli yok) 8. Bilal : 14 yaşında, fiziksel engeli yokç

Bu öğrencileri komut alma kolaylığı açısından ve fiziksel engellerinin olmayışı ya da az oluşu bakımından seçtim ben ama yukarda da söylediğim gibi gelecek olan öğretmen arkadaşların değerlendirmeleri sonucunda değişiklikler yapabiliriz. Ayrıca Okul eğitimcileri de çalışmalara katılmak istiyor.

2. Kurum Adı:

Başbakanlık Sosyal Hizmetler Kurumu, Yakacık Toplum Merkezi
Çalışma saatleri: cumartesi-pazar: 12.30-14.00

Öğrenciler ve çalışma alanı ile ilgili bilgi: Kurumda çalışma yapmaya elverişli çeşitli salonlar mevcud, dans eğitimcisi ile birlikte en uygun yer seçilebilir; Kurumdan 100 ün üzerinde çocuk faydalanıyor. Çocuklar genelde bu bölgede oturan maddi durumu kötü, gecekondularda yaşayan çocuklar;8-10 yaş civarında 10-15 çocuk olacak, bu çocuklar çalışmalara ailelerinin yazılı izni katılacaklar ve aynı zamanda kurum çalışanları da çalışmalara katılmak istiyorlar. Sorumlu kişi Çocuk gelişimci; Sibel Kapan ...tel: 0 505 386 9236

Arkadaşlar biz bu hafta içi resmi yazışmaları hallediceğiz, zaten kurum çalışanları ve bu kurumlardan sorumlu kişilerle sürekli ortak çalışmalar yaptığımız için izin konusunda bir problem yaşanmayacaktır. Ayrıca bana sormak istediğiniz konu ile ilgili bir şey varsa e-posta atabilirsiniz ya da tel: 0 505 906 08 25 gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim... görüşmek üzere..

Görüşmek üzere,
Murat SEYFİ

23 Kasım 2007 Cuma

Çalıştay: Ağlı Sanatlar - Burak ARIKAN

Sanatsal Tasarım da Ağ (Network) - İletişim teknolojileri - Protokoller ..

İTÜ TBT ve amber'07 Festivali
organizasyonu işbirliği ile gerçekleşen çalıştay kanalıyla, teknoloji ve sanat arakesitinde gerçekleşen açılımları İnternet üzerinde sörf yaparak, yeniden farklı disiplinler arası bakış açılarıyla keşfetmiş olduk. Burak ARIKAN'ında içinde bulunduğu atılımcı ve ilham verici bir çalışma grubu www.dugumkume.org ile tanışmak büyük zevkti.

17 Kasım 2007 Cumartesi

Ses ve Hareket - Vivian SARAGOSI

Bu döneme kadar Çatı’da nadir karşılaşılan ve psikodramayı andıran alt dinamikleriyle ilgi çekici bir yanının katılımcılarca deneyimlenebildiği böylelikle de, kendine özgü ruhsal besleyiciliği ile ilginç bir çizgide gelişmeye açık deneysel özgünlükte ilerleyen bir çalışmayı sürdürebilen Vivian’in yumuşak ses tonu ile anaç ve kapsayıcı yönlendirmeleri, bu günlerde ruhlarımızla derin ve özel bağlantılarımızı harekete geçirebilen güçte bir maneviyata kavuşmayı kolaylaştırıyor.

Görsel Tasarım ve Performans Sanatçısı Alper Akçay’ın çalışmayı kavrayışı ve desteği, bu güne kadar görülmedik güzellikte ses renklerinin de çevremizde hatta çok yakınlarımızda belki de içimizde bile olabildiğini kanıtlarcasına, deneyime dönük umut kapılarını katılımcılara aralayarak cesaret verebiliyor, bu da aslında ilkin, önceden bilinemeyecek formsuz bir şekilde ses çıkarmaya çekinilen yada dış görünüşümüzü yargılayışımızla doğal olarak komik gelen bizlerde, izin verdiğimiz ölçüde daha farklı bir var oluşa doğru yelken açma gücü ve izlenimi yaratıyor.

Öyle sesler doğabiliyor ki, günlük yaşamın kalıpları darmadağın edebiliyor. Bu seslere katılıp yaşamama ve kendimi de izlememe rağmen, dışarıdan dinleyen bir kulakmış gibi örnekler verecek olursam; kimi zaman bir seslenme, derken bir konuşma havasında tekerlemeymiş gibi bir dillenişle başlayabiliyor yada tamamen içsel bir böğürme, çığlık, kükreme, haykırma şeklinde açılım bulabiliyor, sonra da kekeleme, toparlayamamayı deneyimleme, olayın komikliğine takılmadan kendi deneyimini aramaya yönlenme tarzında çeşitli biçimlerde sürdürülüyor, diyebilirim rahatlıkla.

Zaman zaman 1996 yılındaki “Karşılaşmalar” isimli dans tiyatrosu eserini hazırlarken katıldığım Mustafa Doğan’ın ön çalışmalarında oluşan belleksel tortularımı harekete geçiren bir çağrı niteliğini duyumsadığım enerji akışları aslında Vivien’in, tamamen başka bir zaman ve mekanda seçtiği bu çalışmalarındaki yaklaşımıyla başladığı ve sanırım, Alper ile geliştirdiği kendine özgü bu dönemdeki “Ses, Beden ve Hareket” isimli bu deneysel çalışmalarıyla buluşmuş olabiliyor.

2 yıl önce aynı mevsime denk gelen ve unutamadığımız deneyimler yaşatan, Bahar Vidinlioğlu yönetiminde tüm düzensizliğine karşın gerçekleşmiş “Doğaçlama” isimli, iki nadide üniversitemizin Modern Dans Bölümü öğrencilerinin de biraz mecburiyetle de olsa katıldıkları, halbuki kaçırılmayacak güzellikte olduğu bir türlü kavranılamamış o çalışmalarının tamamlayıcı çizgisi, şimdi de Vivian ve Alper ile başka bir renk tonuna kavuşmuş oluyor.

Her katılımcı için bir vazgeçilmez halini haftalık akıştaki yeri ile de alabilmiş durumundaki çalışmalar, bu gidişle yoğun katılımcı sayısıyla karşılaşacağa benziyor.

Tebrikler, Vivian ve Alper.

16 Kasım 2007 Cuma

Sayısal sanatlar - Mladen DOLAR

Alman felsefesi ve psikanalitik düşünce

Sayısal sanatlar alanında Türkiyedeki en geniş etkinlik olan ve 9-17 Kasım 2007 tarihleri arasında Istanbul'da düzenlenecek olan amber'07 beden-işlemsel sanatlar festivali kapsamında Slovenyalı düşünür ve felsefeci Mladen Dolar "ses" kavramı üzerine iki konuşma yaptı.

Çalışmalarını Lublijana Üniversitesinde klasik Alman felsefesi ve psikanalitik düşünce üzerine sürdüren Mladen Dolar felsefe alanında doktora yaptıktan sonra 1992 yılında Klasik Alman felsefesi alanında yardımcı doçent, 1996 yılında ise felsefe ve teorik psikanaliz konusunda doçent oldu. 2002 yılına kadar Lublijana Üniversitesinde felsefe dersleri Verdi. Halen aynı kurumda araştırmacı olarak çalışıyor. Akademik çalışmalarını Klasik Alman felsefesi, yapısalcılık, teorik psikanaliz ve müzik felsefesi üzerine sürdürüyor. Analecta kitapları kolleksiyonun editörlüğünün yanı sıra Problemi dergisinin yayın kurulunda da görev yapıyor. Ayrıca Teorik Psikanaliz ve Kültürel Çalışmalar topluluklarının da kurucuları arasında yer alıyor.

Kitapları: Struktura faistiçnega gospostva, Ljubljana, 1982. 
- Heglova Fenomenologija duha I. (Hegel'in Ruhun Fenomenolojisi I.), Ljubljana, 1990. 
- Samozavedanje. Heglova Fenomenologija duha II. (Özbilinç. Hegel'in Ruhun Fenomenolojisi II.)

Ayrıca Slavoj Zizek ile birlikte Opera'nın Ikinci Ölümü'nü (Opera's Second Death) yazdı (Routledge, 2002). En son kitabı ise Bir Ses ve Daha Fazla Bir Şey Değil (A Voice and Nothing More (MIT Press, 2007).

Sahne performansları, etkileşimli enstalasyonlar, atölye çalışmaları, sanatçı sunumları ve seminerlerden oluşan amber'07 sayısal sanatlar festivalinin bu yılki teması "teknoloji çağında ses ve tutunma". http://www.a-m-b-e-r.net

13 Kasım 2007 Salı

Sessiz Duruş - Damla HACALOĞLU

Bir Damla HACALOĞLU projesinde Eda YAPANAR, bu kez de Türk kadınına ışık tutan unutulamayacak bir kimliği, ATA’ya en yakın 2.kadın olarak bilinen ve hatta, kadınların bugünkü eşitlik ve bireysel özgürlüklerine kavuşmasında ön ayak olacak, hukuksal ve toplumsal alt yapının hazırlanışına canlı bir örnek sayılabilecek, bu bedelide hayatıyla ödediği düşünülen, muazzam bir şahsiyetin karşısında durup uzun uzun düşürdürten ve bu yüzden de, kendisiyle merak edip ilgilenen hemen hemen herkeste özel bir ilgi uyandırmış olan Latife hanımı, melankolik ama idealist duygu ve düşünce dünyasındaki yaşantısıyla, o zamanın tüm gerçekçi-çarpıcı değer yargılarını yansıtırcasına akan bir metin aracılığıyla seyirciyi dönemsel süreçlerle aydınlatırken, buna paralel olarak yakalanan hislerin doğruluğunun mimik ve solo bedensel hareket akışında izlenebildiği, ayrıca bulduğu dürüstlüğünü güçlü bir inanç ve uzun denilebilecek aynı zamanda ruhsal bir dayanıklılık gerektiren performansı sayesinde, tarihte yaptığı inatçı ve cesurca bir yolculukla bugünün erkek ve kadın kimliklerini sergilediğini varsaydığımız seyircinin yanı başına kadar getirip, çok güçlü sorularla onları başa başa bırakabiliyor.

Bugünkü toplumsal durumdan ötürü üstlenemediğimiz sorumluluğumuzdan utanarak, şimdilik kendisine bu uyarıcı performansından dolayı sadece teşekkür etmekle yetinebiliyoruz.

Çalıştay Mo-Vi Lab-J.BIRRINGER

www.a-m-b-e-r.net festivali boyunca çok renkli sergi ve performanslarla teknoloji - sanat buluşmalarına tanık oluyoruz. Bunların yanı sıra zevkle katıldığımız bir kaç çalıştay var.

Johannes Birringer tarafından yönetilen "Mo-Vi Lab" de bunlardan biri. Farklı alanlardan gelen ve sanatsal bir dayanışmaya gönül veren 15 kişiyle birlikte, Çıplak Ayaklar Kumpanyası Dans Stüdyosu'nda, farklı türden emekleri ve kıt kaynakları bir araya getirerek, disiplinler arası hummalı bir çalışma sergileniyor ve böylelikle sayısal görsel sanatların kapıları İstanbul'da bir kez daha meraklıları için aralanıyor.

Ben de, değerli katılımcıların gönüllü desteğiyle bu çalıştay da, İTÜ laboratuvarlarının tanıtımı için "Body as Lab" isimli bir kısa film çalışması yürütüyorum.

Konuya yeni giren ilgililere önerilerim

Video çekimlerinizde PC ağırlıklı ortamlarda müzik ve görsel düzünleme olanaklarınıza katkı sağlayıcı ücretsiz yazılımlar şunlardır.

Avid

http--www.avid.com-products-freedv-index.asp

Corel

Free Trials - Corel Media One Plus - Trial Downloads - Download Page
Ulead DVD Movie Factory 4 Review - Video Software###

CuBase-MIDI

iZotope, Inc - Audio Processing Technology and Plug-Ins for Pro Tools, VST, MAS, Audio Unit, and DirectX

EyesWeb

InfoMus Lab

Isodora

TroikaTronix

Poser 3-D

Poser 7 English Full Version - Poser 7 3D Models Free Content for Animation Figure Design, Poser 6, Clothes, 3D Props, 3D Model

Pure Data

Pure Data Downloads � PD Community Site

Apple
avid free dv download from Video category
Avid RSS News Feeds


05 Kasım 2007 Pazartesi

Bazlama – Vivian SARAGOSİ

Mistik bir gösteri

Özel bir girişimle hayat bulan yarı açık bir tarihi mekana "GALATA ART SPACE", doğru bir performans seçimiyle yaklaşan topluluk, doğaçlama kaydedilmiş bir müziğin eşliğinde, şamanik - ruhani bir atmosfer oluşturarak, güzel bir enerji akışına seyirci yaptı, bizleri.

Bay/Bayan - Eda YAPANAR

Bay Bayan Yukarı Aşağı karakteri sokaklarda

Doğaçlama solo mim performans

Bu yıl Görünürlük-3 etkinliklerinde beni en çok etkileyen, Eda YAPANAR’ın son derece güzel rastlantıya açık bir şekilde tasarladığı ve kendine has var olan özgün tarzıyla güçlenen performansında yarattığı karakterlerin sokaktan geçen insanları gülümsetecek ikililikleri ustaca taşıyarak, rastlantısal olarak tanıştığı her kişinin cinsiyetine göre değişen sürpriz bir temas üzerine kurulan güçlü ana fikrini besleyen tiyatro, mim, edebiyat üçlemesiyle karşılaşmam oldu.

Sokak tiyatrosuyla İstanbul’un tanışmasında doğaçlama solo mim performans dalında güçlü öncü bir rolü olacağı kanısını taşıdığım bu eser, ders alması gereken seyircisine, yani bizlere çok şey katıyor ve aynı zamanda geldiği seviyesiyle de birazcık zorluyordu.

Artık performans sanatçılarının, garantili kapalı kapılar ve duvarlarla örtülü sahne ve salon dünyasından, hatta bunun paralı seçkin tüketicisi olan, özel denilebilecek ve gün geçtikçe kapitalist dünyanın zorlaştırdığı yaşam şartları yüzünden azalan seyircisinin tekelinden çıkarak, yine unutulmuşken rant kapılarının aralanmasıyla hatırlanan Galata gibi tarihi bir semtin sokaklarındaki görünürlüğüne de kavuşabilmesinin gerekliliğini, ciddi bir sanatçıdan beklenebilecek yalınlıkta yerel bir duruş olarakta yakalayabilen bu çalışma, zaten ara ara hissettiğimiz, ama alışkanlıklarımızdan vazgeçemediğimiz ve yetiştirilme tarzımızdaki altyapı kodlarının yeterli derecede olanaklı olamayışından ötürü yapmaya bir türlü cesaret edemediğimiz ve bu yüzden kolaylıkla unuttuğumuz sokak çalışmalarımıza da bir ilham kaynağı olacağa benziyor.

Eda YAPANAR çalışmalarının sokağa uyumlaştırılarak tasarlanabilirliğinin artık çok ötesine geçmiş deneyimi ile, mekan ve insanlarla ilişkilendirebildiği ve fantastik hayal gücü arka planıyla canlı bir dinamikte tutabildiği enerjisini, Galata çevresinde 45 dakika sokaklarda taşıyabilirliğinde, Cumhuriyet bayramında İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin 2,250 milyon YTL harcayarak vergilerimizle yapmaya rahatlıkla cüret edebildiği boğazdaki 15 dakikalık kutlamayı utandıracak samimiyette bir enerji düzeyinde (48,000 ’den de daha çok) havai fişeğin gönüllerimizde de sürekli atılışına tanık sayılır gibi olduk. Çünkü sanatçımızın varlığından yansıyan neşeli ve arkadaşça buluşmalarla karşılaşan sokağın sıradan seyircisinin yüzünde gerçek gülümsemeler uyanırken, ister istemez tatlı bir şekilde sanatın ironisine kapılınıyor ve bunun ötesinde, oluşan sinerjiden alınan güçle her yeni görünürlüğün içerisinde yepyeni kapılar aralayan, karşılıklı özgüvenin yükseldiği yaşamsal dinamiği yüksek bir çalışmayla karşılaşılıyordu.

Kendisini İstanbul sokaklarında daha çok izlemek isteyen semt sakinleri olacağını sanıyor, bu nedenle de O’na bu katkısından dolayı sonsuz teşekkürü bir borç biliyorum.

Galata’da bir C.tesi-Görünürlük3

Sanatçı atölyelerinin açılmasıyla oluşan mekansal algımız

Özverili mesleki yaşantısını sürdürürken, eşine ender rastlanan bu günkü bir etkinlikle atölye kapılarını aralayan sanatçılarla Galata semt halkının ve sanatsever ziyaretçilerin buluşması farklı bir boyut kazanıyor. Bu mekansal algıyı bana en çok hissettiren yer, sadece birkaç katının resim ve seramik atölyelerinden oluştuğu merkezi konumdaki Büyük Sadık Paşa Apartmanı. Her atölye ziyaretçisini tüm mütevaziliği ile karşılarken, siz de bir saygı duruşu hissi uyandırıyor. Mekanın birikimli tarihi enerjisinde ruhunuzu sadece duruşunuzun bile beslediğine tanık olacak sıcak köşeler bulabiliyorsunuz kendinize.

Çöküntü alalnlarını kurtaracak sosyal dönüşüm için, sanatsal işlevselliğin desteklenmesi kaçınılmazdır.

Kaynaklar : İzleyici deneyimlerim, Sanatçı atölye mekanları, İstanbul’da yerel yönetimlerin sanata ilgisizliği, gösterişe bağımlılığının kırılması hakkında bulgular.

02 Kasım 2007 Cuma

Görünürlük Projesi 3

Etkinlik - Galata Perform

Her geçen yıl yeni sürprizlerle çeşitli performatif sunumlara sahne olan Galata'da
bu Cumartesi sizlerle oluyor. http://www.galataperform.com/yeni/takvim3kasim.htm

01 Kasım 2007 Perşembe

Feldenkrais Yöntemi-Sally Bradbrook

Bir organizasyon haberi:

Hareketin meditasyonu olarak da nitelendirebileceğimiz, bozulmuş duruşlarımızı düzelten, akıllı kaslarımızı harekete geçirerek kolay ve işlevsel hareketi bize yeniden hatırlatan Feldenkrais Yönteminin Türkiye'deki tanınmış siması Sally Bradbrook, kısa bir zaman için yeniden İstanbul'u ziyaret ediyor.

Bu Pazar günü saat 14:00 ila 17:00 arasında yapacağı çalışmada Etiler'de buluşuyoruz.

Salonun kapasitesi sınırlı olduğu için önceden arayıp haber verebilirseniz memnun olurum. Adres ve diğer detaylar için telefon: 533 - 2658905

Sally Bradbrook'un web sitesinden de Feldenkrais Yöntemi, özellikleri ve sağladığı faydalar hakkında bilgi alabilirsiniz:

http://ergonomikinsan.com/page1.aspx

Ebru ATAÇ

24 Ekim 2007 Çarşamba

Özlem Alkış ile Anatomi

Anatomi ve Farkındalık

Bu çalışmaların bedenimize sağladığı faydalarına ve Çatı'da yeniden başlamasının güzel yanlarına deyinmek istiyorum.

İnsan bedeni tüm normları ve işlevselliği ile günlük hayatımızda bize hizmet ederken, çeşitli ruhsal ve çevresel -fiziksel- gerilimlerden (stres) maalesef çok kötü etkilenmektedir. Bunlar zamanla tekralanarak ve karmaşıklaşıp, bedenin üzerinde taşınan birer yük haline gelmekte, sonra da olmadık hastalıklara davetiye çıkarmaktadır.

İşte farkındalık arttırıcı bedensel çalışmalar, size bu gerilimlerinizi atmanız için belki biraz yardımcı olabilir. Ancak önemli olan asıl faydalı dönüşüm, sizin alacağınız bedensel sorumluluk ile gösterilenlerin rehberliğinde bedeninizin farkındalığını yükseltmenizle işe başlayabilmek olacaktır. Toplu çalışmalarla edinilen pratik eşliğinde bundan sonraki bedensel hareketliliğiniz anlamında ki eyilimlerinizde ve varoluşunuza açılan kapıdan geçerek güzel bir yolculuğu başlatabilmenizi diliyorum.

Çalışmaların zaman zaman seyrekleşmiş olması, özellikle bu konuya eğilen duyarlı ve tecrübeli bakış açılarına sahip dans sanatçılarımızın yoğun çalışma tempolarının olmasından kaynaklanıyor. Özellikle sonbahar aylarına rastlaması biraz şansızlıkta olsa, şimdilik çalışma programında yer bulmasıyla ve her zaman zihinsel deneyimlerinize yeni ufuklar açacak farkındalıkları geliştirmeye yönelik potansiyeli nedeniyle çalışmaların özellikle yeni katılımcılarımız tarafından kaçırılmaması gerektiğini düşünüyorum.

19 Ekim 2007 Cuma

Kurumsallaşma (STK:Vakıf)


Çağdaş Dans ve Gösteri Sanatlarının nitelikli gelişmesine gönül verenler adına, Bimeras Vakfı'na ve düzenlediği tüm etkinliklerde emeği geçenlere teşekkürü bir borç biliriz.

Vakıf bu alandaki finansal destekleriyle ilk yerel kurumsal destekçi STK olarak gelişmelerin organizasyonunda unutulmayacak bir öncülük rolü üstlenmiştir.
www.bimeras.com

amber'07 festivali (9-17.10/İst)

Beden-İşlemsel Sanatlar Festivali
(9-17 Kasım/İstanbul)


"Ses ve Tutunma"

İlginç buluşmalara sahne olacak.. http://www.a-m-b-e-r.net/

18 Ekim 2007 Perşembe

Konser - Rouba3i6.2

Doğaçlama konser formunda grubun birbirini dinlemesiyle oluşan eşlik atmosferinin çok keyifli dakikalar yaşattığı ve "enstrümantel malzeme bilgisi" * nin ötesinde, yaratıcı müzisyenliğin doruklara tırmandırıldığı bir dinleti olabilmesi sayesinde açtığı yeni ufuklar, hiç kolayca unutulacak gibi gözükmüyor.

Ülkemizdeki doğaçlama müziğin öncülerinden olanlarla da [1] , [2] benzer çalışmaların ve uluslararası etkinliklere katılımda örnek organizasyonların ve bu sene ikincisi tekrarlanan www.dogaclamafestivali.info ile doğaçlama yapan müzisyenlerle oluşturdukları grupların artması dileğiyle, edinilen grup seviyelerine yakınlık izlenimi sevindirici olmuştur.


14 Ekim 2007 Pazar

1.9.4.7.- Tadashi Endo

1.9.4.7.

Kullandığı kostüm ve yaratıcı bedensel enerjisi ve gösterdiği varoluşsal yaklaşımı ile gelenekselden moderne uzanan bir çizgide, ışık ve gölge kullanımı anlamında kattığı görsellik değerleriyle ve yer yer ironik ses ve müzik efektleriyle birlikte, zengin ve doyurucu bir performans izlemiş olduk.

Kurumsallaşma (STK: Dernek)


Çağdaş Dans Sanatçıları Derneği - Contemporary Dance Artists Association

Dayanışma içinde sanatsal proje üretimlerinin nitelik kazanarak hızlandığı günümüzde, sanatçılar ve katılımcılar için ilk günden beri farklı olanaklar sunan derneğimiz, disiplinler arası çalışmalara ve yaklaşımlara açık demokratik yapısıyla üye sayısını her geçen gün arttırmakta olup, Beyoğlu'nda tarihi binasındaki salonuyla gösteri sanatları için özel bir buluşma merkezi halinde, uluslararası aktiviteler organize ederek, ülkemizde ve 2010 Dünya Kültür Başkenti İstanbul'umuzda alanında ilk ve tek geniş katılımlı sivil toplum kuruluşu (STK) olarak varlığını sürdürmektedir.

Katılımcılara açık akşam çalışmalarımızda (19:30-21:30) veya sonrasında Yeni Melek sineması sokağı - Art İstanbul Cafe'de sizlerle tanışmak ve görüşmek dileğiyle, -sanatla ve dansla- beraber hoşçakalınız.

(Bu bülten -bedeniyle ilgilenenler- için tanışma ve tartışma ortamı olarak kullanıma açılmıştır. Çatı adına, http://www.catidans.org Saygılarımla, Cumhur KOCALAR)

Çatı'ya tüm emeği geçenlere (aşağıda internet üzerindeki izleriyle) özel teşekkürlerim:

Aydan Türker
Aydın Silier
Ayşe Orhon
Bahar Vidinlioğlu
Eda Yapanar
Ekmel Ertan
Filiz Sızanlı
Gurur Ertem
İdil Kemer
Mustafa Kaplan
Nadi Güler
Nilay Arıöz
Olcay Karahan
Özlem Alkış
Ömer Uysal
Serap Meriç
Sevi Algan
Sezen Tonguz
Talin Büyükkürkçiyan
Vivian Saragosi

...

Solum - Mustafa Kaplan - Filiz Sızanlı

Solum - Koreograf Mustafa Kaplan

Hayatımızda er geç tanılışılan bazı dönemler vardır, işte ciddi durumların artık aşılmasının gerekliliğinden dolayı, düşüncelerimizin bazı dönüşümlere zorlandığı ve önceki dönemlere nazaran herşeyin biraz daha farklılaşma geçirip, neredeyse daha öznel ve kalıcı kararlarımızın şekillendiği, belki de bu yüzden kendimizle en ağır hesaplaşmayı yaşadığımız dönemlerdir, bunlar. O yüzden tüm aşamalarıyla ilmik ilmik belleğimizde dokunan bu süreçlerin, bir sanatçı için de haliyle görünür bir dışa vurumunu yorumlamak, her zaman için olası olmuştur. İşte Mustafa Kaplan'ın solosu da bu dışa vurumun yaratıcı zihinselliğinin oldukça samimi bir ifadeyle dile gelişidir.

-ALINTI- iDans:

"Beden topraktır; bedenim yurdumdur."

*Solum (Lat.): 1. tek, yalnız, yalın2. yurt, ülke, toprak, yer, zemin, temel

  • Dans ve koreografi: Mustafa Kaplan, Filiz Sizanlı
  • Kostüm: PetraOrtak yapım: Centre National de la Danse – Pantin (Fransa)
  • İlk gösterim: CND, Pantin (2005)
Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı, Avrupa deneysel çağdaş dans sahnesinin en çok aranan, beğenilen ve merak edilen koreograflarından olmuş; eserlerinin önemli bir kısmının ortak yapmını çağdaş dansın prestijli sahne ve festivalleri üstlenmiştir. İki solodan oluşan bu eserde, enerji dramaturjisi ağırlıklı olan kimi diğer yapıtlarından farklı olarak, “kararlı enerji”den ziyade, bedenin konturlarının, maddeselliğinin, oluş, görünüş ve davranışının “kararsızlığı” üzerine gidiyorlar. Bedeni (koreografik) emekle işlenen toprak ; nereye gidilirse gidilsin, terkedilemeyen tek dayanak olarak sunuyorlar.

CV:

Mustafa Kaplan (1965, Konya) Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Elektronik ve Telekomünikasyon Mühendisliği Bölümü’nde okurken, Geyvan McMillan’ın dans derslerine ve atölye çalışmalarına katıldı. 1989-1992 yılları arasında Çağdaş Bale Kumpanyası’nda dans ettikten sonra, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda ve yine buraya bağlı Tiyatro Araştırma Laboratuarı’nda dansçı, eğitmen ve koreograf olarak on yıl boyunca çalıştı. Yeşil Üzümler, Dans Fabrikası, Taldans Company, Çatı Stüdyosu ve Çatı Derneği’nin kurucularındandır. Kendi eserleri dışında, Aydın Teker’in bazı yapıtlarında da dans etmiştir. “Kararlı beden” ve “kararsız denge” nosyonları üzerine araştırmalarına devam etmektedir.

Filiz Sızanlı, 1997 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni bitirdikten sonra Tiyatro Araştırma Laboratuarı bünyesinde çeşitli projelere katıldı. 2001 yılında Montpellier’deki Centre National Choréographique’te eğitim görmek üzere burs kazandı. Türkiye’de Aydın Teker ve Mustafa Kaplan; Paris’te Emmanuelle Huynh; Cenevre’de Yann Marussich’in projelerinde yer aldı. Mathilde Monnier Kumpanyası’nda 2002’den beri dansçı olarak çalışmakta olan Sızanlı, Mustafa Kaplan ile birlikte Sek Sek (2003) ve Graf (2006) gibi eserlerin koreografı olmanın yanı sıra Çatı Stüdyosu, Taldans ve Çatı Derneği’nin kurucularındandır.

Neverland - Özlem Alkış

Neverland

Dekor ve nesnel bağlantılarıyla durgun akışı geriye düşündürücü bir iz bıraksa da sanatçı, varlığını fiziksel olarak taşıyış şekliyle, süreç içinde oluşturduğu anotomik yaklaşımı ışığında öznel değerlerinde zengin bir açılım sağlayan nadir görülebilen bir izlenim algısına olanak yarattı.

Three Girls..- Julie Noiche

Three Girls' Matter

3 kadının ayrı ayrı kostüm, ses ve beden kullanımlarını
dramatik bir "kadın olma açmazı" içinde bırakılarak seyirciye izleten bir gösteriydi.

13 Ekim 2007 Cumartesi

Perhaps..-Vera Mantero

Perhaps she could dance first and think afterwards (1991) 15’

Mantero, doğaçlamasının bedeninden çıkış yollarını tüm gizem perdelerini kaldırarak en öznel yanlarıyla doğrudan sergileyebilen bir sanatçı.

Ayrıca muhteşem ruhsal ve bedensel dengesiyle dansında yarattığı içsel anların keşfe açılan seyrinde izlediği hareket akışı dinamizmi sayesinde, bilinen dans kalıplarının ötesindeki öznel dünyalarımıza geçişe dair yeni olanaklar sunuyor.

-ALINTI- iDans:

  • Konsept ve performans: Vera Mantero
  • Set: André Lepecki
  • Orijinal ışık tasarımı: João Paulo Xavier
  • Işık uygulama ve işletim: Bruno Gaspar
  • Müzik: Thelonious Monk "Ruby, My Dear"ı.
  • Kostüm: Vera Mantero,Prodüksiyon: Pós d’Arte, 1991
  • Finansal destek: Instituto da Juventude ve Diğer destekçiler: Companhia de Dança de Lisboa, Klapstuk Festival 91 komisyonu tarafından Europalia Portekiz kapsamında yaratılmıştır.

Mantero’nun Perhaps she could dance first and think afterwards [Belki de önce dans edip sonra düşünmeliydi] adlı doğaçlama solosu, 1994’te Mudanças ve 1996’da da Rencontres Choréographiques festivallerinde ödül aldı. Neden dans ettiğini; neden dans etmek zorunda hissetmesi gerektiğini; dansederek ne denebileceğini ve ne denilemeyeceğini araştırdığı; hareketin dilden, düşünceden, sondan ve hatta başlangıçtan önce geldiğini ifade ettiği çalışmalarından biridir.

CV:

Klasik dans eğitimi alan Vera Mantero (1966, Lizbon) Avrupalı çağdaş dansın en önemli koreograflarındandır. Beş yıl boyunca Gulbenkian Balesi’nde dans ederek kariyerine başlamış; New York’da bir sene boyunca release tekniği, tiyatro, ses ve kompozisyon üzerine çalıştıktan sonra, klasik eğitimini tamamen bırakmış; 1987 yılı itibariyle birçoğu ödüllü eserlerini üretmeye koyulmuştur. 1997’de Amerikan Dans Festivali tarafından ilk Scripps/ADF Primus-Tamiris Bursu’na layık görüldü. Dansçı/oyuncu ve koreograf olarak 2002’de Portekiz Kültür Bakanlığı’nın Almada IPAE Ödülü’nü kazandı. 2000’den beri kendini giderek ses araştırmalarına adayan Mantero halen deneysel müzik/şiir performansı projeleri yaratarak Avrupa’nın birçok şehrini turlamakta, yaratım/kompozisyon ve doğaçlama atölyeleri yürütmeyi sürdürmektedir.

Olympia-Vera Mantero

Olympia (1993) 15’

Barindirdigi riskli anlar ile her seyirciyi çok rahatlıkla yaklayıp, dramaturjisi ile toplumsal yapının arka planında bırakılmış iki yüzlü gerçekliklerini sorgulamaya davet eden olağanüstü bir yapıt.

-ALINTI-iDans:

  • Konsept ve performans: Vera Mantero
  • Orijinal ışık tasarımı: João Paulo Xavier
  • Işık uygulama ve işletim: Bruno Gaspar
  • Metin: Jean Dubuffet
  • Müzik: Bakma Pygmy müziğinden parçalar, Cameroon
  • Teşekkürler: Ana Mantero ve Miguel Ângelo Cabral (sahne aksesuarları)
  • İlk Gösterim: 1993

Vera Mantero bu kez sanat tarihinden tanıdık bir başka kadın (anti)kahraman; elinde Jean Dubuffet’nin Boğucu Kültür’ünün bir kopyasını tutan Olympia olarak olarak karşımıza çıkıyor. Manet’nin empresyonist döneme damgasını vuran Olympia adlı yapıtı, konu edilen kadının çıplaklığından dolayı değil de bir seyir nesnesi olmayı reddedip özneliğine sahip çıkarak seyircinin bakışını aynen iade ediyor olması açısından şok ediciydi. Mantero, Olympia’nın bu tarihsel ve fiziksel postürünü mümkün kılan mikro-jestleri yorumluyor.

Product..-Xavier Le Roy

Product of Circumstances (1999)

Bilimsel ve/veya sanatsal yaklaşımlarla insan bedenini konu edinen araştırmacıları, doğal olarak felsefi sorgulamalara yönelten canlı doğasını bir biyolog özüyle incelerken, koreograf olmaya yönelten süreci otobiyografik yüzleşmelerle dolu ilginç bir hayat öyküsü olarak okurken, bundan performatif çıkarımlar da yapılabileceğini eğlenceli bir şekilde göstererek, seyirciyle samimi buluşmalara sahne açıyor olması koreografik kalıpların yerini almaya başlayan yeni arayışlara cesaret veren güzel bir çalışma.

-ALINTI- iDans:

Dansçı: Anton Skrzypiciel
Müzik: Koen Brandt, Christophe Séchet, Elliot Sharp, Norbert Zacharias, Nuno Rebêlo
Metin: Fernando Pessoa
İlave metinler: Rui Horta, Anton Skrzypiciel
Dramaturji Asistanı: Patricia Portela
Uluslararası turne yönetimi: Campai
http://www.campai.be/
İlk gösterim: 9 Ocak 2004

[…] gerçek manzaralar kendi yarattığımız manzaralardır, çünkü onların tanrıları olduğumuzdan, onları gerçekte oldukları gibi, yani tam da yaratıldıkları gibi görürüz. Ne dünyanın yedi bölgesini görmekle ilgileniyorum, ne de gerçekten görebileceğimi düşünüyorum; sekizinci bölge olan kendi bölgemde dolanıyorum. Tüm denizlere yelken açmış bir kişi yalnızca kendi monotonluğu içinde süzülmüştür. Dünyada varolandan daha fazla dağ gördüm. Kurulmuş olan şehirlerin daha fazlasından geçtim, düşünceli bakışlarımın altından inanılmaz dünyaların muhteşem ırmakları aktı. Seyahat edecek olsaydım, gezmeden gördüklerimin ancak zayıf bir kopyasını bulurdum […] Fernando Pessoa, Huzursuzluğun KitabıRui Horta’nın tek uzun soluklu solo eseri olan Bones & Oceans [Kemikler ve Okyanuslar], parçayı yorumlayan Anton Skrzypiciel için yaratılmış şiirsel ve dinamik bir yapıt. Horta ve Skrzypiciel’in suç ortaklıkları, olgunlukları ve okyanus hakkında paylaştıkları tutku, onları 2004 yılında Horta’nın Almanya’da 90lı yıllarda yarattığı eserlerden birini yeniden ele almaya sevk etmiştir. Eser, Fernando Pessoa’dan alınan küçük bir yardımla, bir adam ve metal bir köpeğin yalnızlık kokan düetinden oluşuyor. Hayal gücünün ve imgelem zenginliğinin mümkün kıldığı diyarlara dair en iyi örneklerden biri...

Self Unfin..-Xavier Le Roy

Self Unfinished (1998)

Kendisine özel düşünsel bir arka plan oluşturabilmeyi başarmış, güçlü bir teorik yaklaşımın eseri olarak, bedensel ve hareketsel öğelerin son derece yaratıcı bir biçimde kullanıldığı bir yapıt.

-ALINTI- iDans:

Oyuncu: Xavier Le Roy
İşbirliği: Laurent Goldring
Müzik: Diana Ross
Yapım: in situ productions, Le Kwatt (1998)
Ortak yapım: Substanz-Cottbus, TIF Staatsschauspiel Dresden, Fonds Darstellende Künste e.v. aus Mitteln des Bundesministeriums des Innern.
Destek: TanzWerkstatt-Berlin, Podewil-Berlin, the Berlin Senatsverwaltung für Wissenschaft, Forschung und Kultur.

Parlak bir şekilde aydınlatılmış gösteri mekanı, eserin nasıl okunacağına dair herhangi bir ipucu sunmuyor ve mekanik bir adam yürümek, oturmak, teybi açıp kapamak gibi alelade aktiviteler icra ediyor. Biraz sonra, bu sıradan varlık eğilip bükülüp olağanüstü melez bir yaratığa dönüşüyor. Bir örümcek ya da salyangoz seyreder gibi, pür dikkat oturup bir sonraki kıpırtıyı beklemek istiyoruz. Bu parçadaki zaman kullanımınız mükemmel: konsantrasyonun kaybolmasına izin yok!Yvonne Rainer’dan Xavier Le Roy’ya e-mail (22.12.1999)


CV:
Xavier Le Roy Montpellier Üniversitesi’nde moleküler biyoloji eğitimini tamamladı. 1991’den beri dansçı ve koreograf olarak çalışmaktadır. 1997-2003 yılları arasında Podewil-Berlin’de ikâme edilmiş sanatçı olarak çalıştı. Eserleri arasında Self Unfinished (1998), Product of Circumstances (1999), Eszter Salamon ile birlikte gerçekleştirdiği Giszelle (2001) sayılabilir. 2003 yılında on dört koreografla birlikte Project adlı yapıtı yarattı. Bernhard Lang’ın operası Das Theater der Wiederholungen (2003)’ın yanı sıra, Helmut Lachnemann’ın müziklerinden oluşan tüm gecelik bir konser olan Mouvements für Lachenmann (2005)’ı sahnelemiştir. 2006 yılında, Berlin Filarmoni Orkestrası tarafından Edgar Varèse’in Ionisation adlı bestesi için kırk çocuğa yönelik bir koreografi yapması için davet edilmiştir. Farklı kurumlarda ve bağlamlarda eğitmen olarak projeler yürütmüştür. 2007-2008 sezonunda Centre ChoréographiqueNational de Montpellier (F)’de sanatçı/eğitmen olarak yer alacaktır. Geçtimiz Haziran’da, Lyon’daki Les Subsistance (F) kapsamında, Stravinsky’nin Bahar Ayini üzerine yarattığı yeni solo eserin ilk gösterimi gerçekleşmiştir.

Three Girls..-Julie Nioche

Three Girls' Matter

3 kadının ayrı ayrı kostüm, ses ve beden kullanımlarını
dramatik bir "kadın olma açmazı" içinde bırakılarak seyirciye izleten bir gösteriydi.

Kadın olmanın bu denli dramatik bir şekilde ele alınışı, kostüm, dekor ve ışık seçimlerinin yarattığı atmosferin başarılı sadeliğine karşın, boyutsuz bir çukura çekişimize seyirci kalıp, pek karşı koyamayışımız, görmek istemediklerimizi eserin seyirciye etkili ve çarpıcı bir şekilde gösterebilmesinden ötürüydü.

One myst..-Vera Mantero

One mysterious Thing, said e.e. cummings (1996) 20`

Tarihsel, toplumsal, felsefi, ölümsüz bir yapıt.


-ALINTI- iDans:

  • Sahne aksesuarları: Teresa Montalvão
  • Tiplemeler: Carlota Lagido/ Ana Araújo
  • Orijinal ışık tasarımı: João Paulo Xavier
  • Işık adaptasyon ve işletim: Bruno Gaspar
  • İdari işler-yapım: Forum Dança
  • Destek: Casa da Juventude de Almada, Re.Al / Amascultura
  • Yapım: Culturgest ( Lisbon)

Josephine Baker’a Saygı etkinliği (1996)one mysterious Thing, said e.e. cummings [esrarengiz bir Şey, dedi e.e. cummings], Ocak 1996'da, 20.yüzyılın ilk yarısında Fransa’da ünlenen kabare sanatçısı ve şarkıcısı Amerikalı siyahî dansçı “Josephine Baker’a Saygı” Etkinliği için yaratılmıştır. Son on beş yılın en önemli çağdaş dans yapıtlarından biridir. Buanlamda eser, İstanbullu seyirci için ikili bir tarihsel referans noktası teşkil ediyor: hem içeriğinde dans eden bedenin tarihine gönderme yapıyor, hem de başlı başına çağdaş dans tarihinin yapı taşlarındanbirini oluşturuyor. Çağdaş dans alanında çalışan araştırmacı-yazarların asla es geçmeyeceği Vera Mantero’nun bu önemli eseri, ifade etmekle tüketilemeyecek çok boyutlu anlam-duygu örgüleri ve politik göndermeler taşıyor.

10 Ekim 2007 Çarşamba

Bones and Oceans - Rui Horta

Ucubeleşen eril kentlilik hali

Kaderin formülünü çözemeyince, hayatın kıyısından sürgünün süregelişini seyredip dururken, binlerce yıldır kurmaya çalıştığımız eril düzenin başına aldığı belayı anlamak üzere, nelere benzemişliğimizin iç yüzüne bakmak için, mabedimizin kapılarını biraz araladığımızda, sanrıların sancılarına razı oluşun pişmanlığına düşmeden, yaşamın görünmezinin görünürlüğüne böylesi bir performansla katlanma kolaylık/sız/lığı içinden kendimizle yüzleşme cesaretini belki biraz kazanabiliriz.

CV:

Rui Horta, yeni Portekiz dansının gelişimindeki en önemli itici güçlerdendir. Dans kariyerine Ballet Gulbenkian’da başlayan Horta, New York’ta birkaç sene boyunca gördüğü çağdaş dans eğitiminden sonra, Lizbon Dans Topluluğunu yönetti ve Frankfurt’ta Künstlerhaus Mousonturm’da S.O.A.P adlı bir sanat topluluğu kurdu. Bu kapsamda yarattığı eserlerle, Rencontre Internationales ve Bonnie Bird gibi birçok prestijli koreografi ödülünün sahibi oldu. Laban Centre, Conservatoire National de Paris vs. de dâhil olmak üzere Avrupa’nın pek çok yerindeki dans okullarında dersler verdi ve atölyeler yönetti. Serbest çalışan bir koreograf olarak, Tanswerk, Ballet Gulbenkian, Cullberg Ballet gibi birçok topluluk için eserler üretti. 2000 yılında Convento da Saudação (Montemor-o-Novo)’da disiplinler arası bir araştırma merkezi kurdu ve buradaki aktiviteleri için Portekiz Kültür Bakanlığı’ndan Almada Ödülünü (2003) aldı. RUGAS (2001) adlı ilk filmi, Premio Acarte tarafından ödüllendirildi, aynı zamanda başarılı ışık tasarımları ile tanınır.

05 Ekim 2007 Cuma

Wht a bdy..-EszterSalamon

"What a body you have, honey"

Düşüncenin belirsizlik veya tanımsızlık içinde kalmasının onu rahatsız eden bir yanı vardır. Bunu deneyimlemek için, belki önceden yaşamış olmak gerekir. Hatta yaşarken farketmemiş olabilirsiniz, sonradan açıklayabilmek içinse gerçeği algılayabilmekte biraz güçlükle karşılaşılabilir. Zihinsel olarak anda kaybolmak, kavramsal açıdan da zaten oldukça farklı zorluklar içerir. Size yepyeni bir dünyanın kapılarını aralaması için, bilinçsel düzeyde yükseldiği seviye olarak kendini en çok hissettirecek olan bu performansta zihninize izin verebildiğiniz ölçüde, bedeni farklı boyutlarıyla kendi hareket dinamiklerini aşar şekilde bulabileceksiniz ve bu size çok keyif verecek.

-ALINTI- iDans:

  • Koreografi ve dans: Eszter Salamon
  • Prodüksiyon: Le Kwatt, in situ productions 2001
  • Organizasyon: Alexandra Wellensiek
  • Destekleyenler: TanzWerkstatt-Berlin, Podewil-Berlin ve Senatsverwaltung für Wissenschaft, Forschung und Kultur- Berlin, Centre Choréographique National de Montpellier
  • Teşekkürler: Sylvie Guiresse, Brenda Edwards
Bu cinsiyetsiz, çehresiz, arkasız [tarafsız] beden, organik süreçlerle sınırlı olmayan bir dizi hareket icra ediyor. Bu, kaynaklandığı yüzeyden yalnızca kıvrak büklümleriyle ayrılan, bedenin önünün ve arkasının hayret verici tersine çevrilebilirliğini gösteren, bir nevî çok yönlü, esnek bir beyazlık. Çok sayıdaki tenini yavaş yavaş açığa çıkararak, hareket eden farklı varlıklardan başka hakikat olmadığını belli ediyor. [...] Yüzeyin uzuvlarında ten rengi seğirmeler yaratan, bilim-kurgu bir köpük ya da titreşen kıllı bir zar gibi tuhaf yaratıklar, ya da bir nevresim bulutu üzerindeki çıplak ten imgesi, suretsiz bir melek veya sabun reklamı gibi bir görüntü, bize geri bakışı bütün bir cinsiyet algılayışı tarihinin ağırlığını hissettiriyor.Petra Sabisch

CV:
Eszter Salamon, Budapeşte’deki Ulusal Dans Akademisi'nde klasik dans okuduktan sonra 1992 yılında Fransa'ya taşındı ve Sidoine Rochon, Mathilde Monnier ve François Verret gibi koreograflarla çalıştı. Où Sont Les Femmes'ı (2000) ve Giszelle'i (2001- Xavier le Roy ile beraber) sundu; What a body you have honey (2001), Répétition d’Un Travail En Cours (2002- Herman Deiphuis ve Simone Verde ile beraber) adlı tek kişilik gösterileri yarattı. Bernhard Lang tarafından yönetilen opera Theater der Wiederholungen'de yönetmenlik ve koreografi asistanlığı yaptı-Steirischer Herbst Festival, Graz (2003) ve Berlin'deki Körperstimmen “n° 9” Festivali için Reproduction'ı (2004) yaptı.. "Villa Medici Hors les Murs" bursu sahibi olarak Salamon Magyar Tancok'un ilk sürümünü Les Intranquilles Festival için Lyon'da sundu (2005). Son çalışması And Then, Les Subsistances, Lyon (2007) kapsamında ilk kez gösterildi.

02 Ekim 2007 Salı

Shirtologie - Jerome Bel

Sade, traji-komik bir parça ile hepimizi coşkulandırırken, görsel sanatlar üzerine derin derin düşündürttü. Böylesine sade ve katıksız bir çalışmanın sıradan günlük hayatın içinden çekip çıkarılabilmiş olması, yaratıcı çalışmalar adına heyacan verici.

Visitations - Julia Cima

Çağdaş dansa sokağın renklerini de taşıyarak sanatın toplum için nasıl bir gerçeklikle buluştuğunu, dans tarihindeki ustalardan, kendi hareket potansiyelinide zorlayarak simgesel göndermelerle bir okuma yapmaya yönelmiş görünen sanatçı, bir yandan da destekleyici videolarla bizi zamanda yolculuğa davet ediyor ve bugün kü geldiğimiz noktada farklı bir naifliğe ulaştığımızı düşündürtüyor.

Dervish - Ziya Azazi

Koşullanmanın sınırlarını zorlayanlarla eşsiz bir buluşma. Anadolu'nun mevlevi semah gösterilerinin çağdaş yorumu. İnsanoğlunun ebedi ve sonsuz evrendeki meditasyonu. Derviş olabilmeyi arzulayanların ustasından dansa davet eden enfes bir yorum..

  • Dans ve koreografi: Ziya Azazi
  • Müzik: Uwe Felchle (part 1) Mercan Dede (part 2)
  • Kostüm: Ischiko
CV:

Ziya Azazi uluslararası sahne sanatları alanında birçok ödüle layık görülmüş bu eserde, geleneksel “sufi dansını”, zihinsel ve fiziksel sınırları zorlayıcı yönünü muhafaza ederek kişisel tarihçesi ile örtüşen estetik ve kinetik bir dile dönüştürüyor. Bu eser, Dervish in Progress (prömiyer, 2004 Barcelona) ve Azab (prömiyer, 2005 Sao Paulo/Brazil) adlı iki kısa solonun birleşiminden oluşan bir gösteridir. CV-->Ziya Azazi (1969, Antakya), 1986’da İstanbul Teknik Üniversitesi’nden maden mühendisi olarak mezun olduktan sonra, kendi kendine jimnastik çalıştı. İlk koreografilerini 1990-1994 yılları arasında İstanbul Şehir Tiyatroları’nda yaptı. 1994 yılında Viyana’ya yerleşti; çağdaş dans ve koreografi çalışmalarını İsmail İvo, Koffi Kokko ve Sebastian Prantl gibi koreograflarla burada sürdürdü. 1999 yılında danceweb bursunu kazandı ve aynı yıl Unterwegs Tabula Rasa adlı eseri ile Avusturya’nın en önemli koreograflarından biri olarak ödüllendirildi. 1999’dan bu yana, dans dağarcığını hafifletmek ve billurlaştırmak; kendi zihinsel ve fiziksel sınırlarına ermek için sufizmin geleneksel danslarını çalışmakta; bunlara dair kendi yorumlarını üretmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde eserleri sergilenmiş olan Azazi, sufizmin ritüelistik danslarını batı kökenli doğaçlama dans teknikleri aracılığı ile araştıran atölye çalışmaları yürütmektedir.

Tekrar Edebilir..- Ayşe Orhon

Kısa süren insan ömrüne ölmeyecek değerler adına ne katılabilirse hoş karşılanılır. Gelecek nesillere beden ve hareket yeteneklerini gösteri sanatları içinde değerlendirebilme cesaretini vermenin en güzel canlı örneklerinden birini sergilerken yine büyüleyiciydi. .

01 Ekim 2007 Pazartesi

For a few sec..- Adva Zakai

"For a few seconds you maybe really were yourself - When I laugh it looks like this"

Festival açılışının sürprizi. Seyirciye yakınlığı ve varlığı arasında dengeyi cesurca ve ustaca koruyabilmesinin yanısıra, samimi akışını doğal kılacak performansını hayranlıkla izletirken, izleyiciye bambaşka bir var oluş hissi hediye ediyordu. Aynı zamanda yarattığı etkileşimsel enerjisiyle doğaçlama duygusal ve fiziksel zirveleri oldukça espirili bir heyacan dalgası şeklinde sahneyi yenileyiciydi.

Afraid of I - İbrahim Quraishi

Hareket akışı oldukça durağan olmasına karşın, seyirciyi kışkırtan enerjisi izlenirken, etkileşime davet edişi hatta sahneye katışı ve seyirciyken sahnenin bir parçası olmanın yarattığı sorumluluğun ve bunun insiyatiflerinin kullanılabilişine açıklığı ilgi çekici açılımlarla performansını sürükleyici kılıyordu. Tepkisel ana temaya ek dinsel göndermelerle simgesel pekiştiriciliği tercih etmiş görünmesine rağmen yoğun izlenim kazandığını düşünüyorum.

25 Eylül 2007 Salı

iDANS Solo Festivali (10-11/2007-İst)

iDANS Solo Festivali
(Ekim-Kasım/2007-İstanbul)

SOLO ?


Kendinize (bedenlerinize sizi gösterilere getirdiği için) teşekkür edin.

http://www.idans.info/tr/program.php

Zihninizi ve duygularınızı ödüllendirmek için gösterileri hissetmeyi, izlemeyi ve yorumlamayı sürdürün, belki de neler yaşattığını (fiziksel-duygusal-düşünsel) kısaca ifade etmek (adeta rüyalarınızcasına notlar alırsanız) hayatınızda yeni bir başlangıç olabilir, hatta daha derin söylemlerin bakış açılarının oluşmasını bile sağlayabilir.

Diğer yandan Çağdaş Dans alanında yazan çizen eksiğimiz ortada. Toplumumuz sanatı ihmal ederek, hep fene önem verip, sadece batı için üretir hale geldi. (Resim, beden ve müzik öğretmenlerimize yeteri kadar değer veremedik. Onlardan toplum adına özür dileriz.)

Artık dünyada kültürel savaşların yaşandığı bu dönemde, bizler sanatsal-eleştirel bakış ve yaratım adına ne yapabiliyoruz, acaba? Tiyatro ve dansın futbola nazaran izlenme oranı, ilgisizlik nedeniyle düşük kalırken, diğer yandan biz ilgililerinse sadece seyirci kalma konumu hala evrim geçirmeye muhtaç gözüküyor.

Boğaziçi Üniversitesi'nden "Kuram ve Pratik" isimli bir dans kitabı çıktı, festival gösteri standında mevcut, içinde seçilmiş makalaler var.

Bimeras Vakfı bu alandaki finansal destekleriyle ilk yerel kurumsal destekçi STK olarak gelişmelerin organizasyonunda öncü durumda olup, bu festivalide tüm emeği geçenlere ve özellikle Aydın Silier'e ve Gurur Ertem'e Çağdaş Dans ve Gösteri Sanatlarının nitelikli gelişmesine gönül verenler adına tekrar teşekkür ederiz.

Blog Listem

Telif Hakları

cumhurkocalar@gmail.com İstanbul, Türkiye

Bu veb sitesinde yayımlanan yazılar bu sitedeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazıların basılı ortamda kullanımı için yazar izni gereklidir.